Puan vermedi·210 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Nisan 2021 20:46 "Uzun zaman önce, Xu ailesinin ataları sadece bir tavuk beslerdi. O tavuk büyüyünce kaz oldu, kaz kuzuya döndü ve o kuzu öküz oldu. Ailemiz böyle zenginleşti.
Sıra bana geldiğinde, Xu ailesinin öküzü kuzuya döndü, sonra kuzu eridi kaza döndü. Sıra sana geldiğinde, kaz tavuğa döndü ve şimdi bir tavuğumuz bile yok.
Xu ailesinden iki tane mirasyedi çıktı."
İşte bu mirasyediden biriydi Fugui. Babası atalarından kalan mirası kumar ve eğlenceyle yarıya indirmiş, Fugui de babasından aldığı bu mirasla! baba mirasını tamamen tüketmişti. Bir mirası başka bir mirasla tüketmek, ne ironi ama değil mi?
Servetleri artık yoktu, hayatları tamamen alt üst olmuştu. Yokluk ve açlıkla başlayan imtihanları Fugui'nin kendini birden bire savaşın içinde bulmasıyla daha da kötü bir hâl almıştı. Ve tüm bunlar Fugui'nin daha sonraları "Hayatın kuralları" diyeceği kuralları çiğnemesiyle başlamıştı.
"İnsanların unutmaması gereken dört kural vardır: Yanlış söz söyleme, yanlış yatakta uyuma, yanlış eşikten girme, elini yanlış cebe atma."
Fugui'nin hayatında yaptığı bu hata, hayatına değil belki ama; hayatında en değer verdiklerini yitirmesine mâl olmuştu.
En sevdiklerini bir bir kendi elleriyle toprağa vermek, üstelik her birini de çok acı bir biçimde kaybederek. Bu şekilde "Yaşamak" gerçekten ağır bir bedeldi ve Fugui bu bedeli yaşayarak ödüyordu. Hem de ne yaşamak!
Kitabın yazı dili oldukça basit, buna rağmen okuyucuyla kurduğu kontaksa gerçekten çok etkili. Okurken bir yerden sonra Fugui'yle konuşanın kendiniz olduğunu ve Fugui'nin başından geçenleri size anlattığını düşünüyorsunuz. Öyle ki, bazı olayları anlatırken onunla birlikte göğsünüzün sıkıştığını hissediyorsunuz sizde.
Velhasılı kelâm her ne kadar acı bir Yaşamak deneyimi bekliyor olsa da sizi, mutlaka Fugui'yi dinlemelisiniz!