·180 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Nisan 2021 23:02 Karanlıktan sonra
İlk andan itibaren sizi kolayca yakalayan, son anlara kadar merakınızı belli bir seviyenin üzerinde tutmayı başaran, keyifle okunan bir kitap. Kitabın ortalarında, bu yazarın finalde öyle sürprizli bir son yapmayacağı, bunun bir olay değil de durum hikayesi olduğu hemen fark ediliyor.
Haruki Murakami; Karanlıktan Sonra kitabında bizim gece olduktan sonra, bilmediğimiz sokakların karanlık yüzünü ortaya koymuş.Karanlıkla ilgili yorumlar, tasvirler çok hoştu. O gecenin karanlığını, mekanları, caddeleri rahatlıkla gözünüzde canlandırabiliyoruz. Kitap sizi koltuğunuzdan alıp kendi içerisinde yer alan mekanlara götürmeyi başarıyor. Aynı zamanda çok sevdiğiniz, bu yüzden de çıkmamak için direndiğiniz o mekanlardan adeta zorla dışarı atıyor yazar bizi. Ayrıca iki kız kardeş ve birbirlerinden ayrı düşmeleri olayların akışını büyük bir heyecanla okudum.
Güzeller güzeli Eri’nin uykusu, Mari’nin kaçışı ama tek başına gecede güçlü duruşu, Şirakava’nın dışarıdan çok düzgün gözüken ama şiddet eğilimi barındıran karakteri; Murakami’nin çok sevdiği düz anlam altındaki sembolizmin vücut bulduğu noktalar. Her insanın dışarıdan göründüğünden çok daha farklı olduğunu bize gösteren birer canlı örnek hepsi.
Belirsizlikler mevcut, bunları yorumlamak okuyucuya kalmış. Murakami’nin diğer romanlarında olduğu gibi her şeyin netleşmemesi, kitabın sonunda bütün olayların çözüme ya da bir yere bağlanmaması durumu bu kitap için de geçerli. Ben “doğal akış bu ve bitti” diyorum her defasında. Karanlıktan Sonra da aynı bu hissi bırakıyor damakta. Sanki birileriyle otobüs durağında karşılaşıp onların hayatlarının bir kısmına şahit olmuşsunuz ama onlar otobüse binip gidince hayat kaldığı yerden devam etmiş gibi. Olay örgüsünden ve mutlaka bir sonucuna ulaşan romanlardan hoşlanıyorsanız bu kitabın size çok da hitap etmeyeceğini söyleyebilirim. Ama durum hikayelerinden ve sembolizmden hoşlanıyorsanız Murakami ve bu kitap tam size göre.
Ama benim bu kitapta en çok ilgimi çeken kavram, süt oldu. Türkçe bir kaynak bulamadım ama yurt dışında yazılmış yorumlarda da bu konu üstünde durulmuş. Kitabın farklı yerlerinde süt karşımıza çıkıyor. Şirakava’nın eşi ana karakterimizin isminin çok benzeri marka olan Takanashi süt istiyor. Takahaşi de süt gibi temiz bir figür ve sevgisi ile varlığa anlam katan karakteriyle her insanın hayatında olması gerekli insanlardan. Bir de Takaşi Murakami adında Amerikan pop art akımına karşı Japonya’nın cevabı olarak tanımlanan çok meşhur bir sanatçı var ve süt yollarını figür olarak kullandığı eserleri var. Haruki Murakami ile bağlantısını ve bir gönderme olup olmadığını bilemem ama bunun bir tesadüften fazlası olduğunu düşünüyorum.