·480 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Nisan 2021 12:00 Yazarı karşıma alıp “ ablacığım madem elinde böyle cevher vardı biz niye üç kitap boyunca bundan mahrum kaldık” diye sormak istiyorum. Çünkü yazar ,serinin son kitabında resmen zirveyi görmüş. Kitapta bol bol aşk,kan,gözyaşı ve tabii ki Thomascığım Cresswell vardı. Daha ne olsun.
.
Bizimkiler gemiden inip kendilerini New york sokaklarına bıraktıklarında bu sefer gerçekten aşık bir çift olurlar. Evlilik hazırlığı yaparlarken bir taraftan da Amerika’da arkalarında hiç iz bırakmadan kaybolan kadınların gizemini çözmeye çalışırlar. Her şey çok güzel giderken düğün sabahı bizimkileri bir sürpriz beklemektedir. Daha bu sorunu halledemeden Karındeşen Jack olduğundan şüphelendikleri bir adamın intikam oyunun ortasında bulurlar kendilerini. Bir yanda aşkları diğer tarafta onlarla kedinin fareyle oynadığı gibi oynayan bir seri katil. Her şey daha ne karışabilirdi ki ? Ya da bütün bu karmaşa nasıl çözülebilirdi ?
.
Kitabın ilk bölümü Thomas’ın ağzından yazılan bir novella olan Karanlık Prens ile başlıyor. Hikayeyi , Audrey Rose’u onun gözünden okumak benim çok hoşuma gitti. Yine tarihi olaylardan esinlenen yazarımız bu kitabında da zamanında yüzlerce canı almış olan Beyaz Şehir Şeytanı’nı anlatmış. Tarihi mekânlar , olaylar her şey o kadar güzel anlatılmış ki , okurken hepsi gözlerimin önünde oluyordu sanki. Sonunda Audrey Rose’u da en az Thomas kadar aşık görmek kitabın tadına tat katmış.Yine bir gizemi çözmeleri, aşkları derken kitabın ritmi bir an bile düşmüyor. New york ‘ta başlayıp Chikago’da biten bu hikaye serinin bence en güzel kitabıydı. Dram , aşk,gözyaşı gizem ve dönem hikâyelerini seviyorsanız bence bu seriyi okumalısınız. Sonuçta kitaplar kurgu olsa da geçeği de anlatıyor. Ahhh Thomas. Ben şimdi seni nasıl unutucam