·211 syf.····Okunma: 28 Mart 2021 02:57 Efsaneleri sever misiniz? Öyleyse bu kitap tam size göre. Sevmiyor musunuz? Öyleyse bu kitap yine tam sizlik. #orhanpamuk bu kitabında hikayenin çıkış noktası olarak iki farklı efsaneden yola çıkarak kırk yıl öncesinin Türkiyesinden günümüze doğru uzanan kurgusuyla seve seve okuduğum bu hikayeyi etkileyici ve akıcı bir şekilde yazmış. Ellerine sağlık. İlk tanışma kitabım Masumiyet Müzesini okurken kitabın kimi yerlerinde baygınlık gelmişti. Bir kitabına daha şans vermek istedim ve #kırmızısaçlıkadın ı seçtim. Çok beğendim.
Olayların üst üste binip nefes almamızı zorlaştıran bazı dönemler, ivedilikle karar vermemiz gereken zamanlar mutlaka hepimizin başına gelmiştir. Kahramanımız da bir karar veriyor ve para biriktirmek için kuyu kazan Mahmut Usta ile anlaşarak onun çırağı oluyor. Kuyu kazan usta ve çırak ilişkisi bana çok farklı bir tat geldi. Kuyunun kendisi çok enteresan fikir değil mi? Toprak katmanları, amaca ulaşma/ulaşamama serüveni, korku, güven, umut, sadakat, sorumluluk duygularının kuyu kazma üzerinden anlatımı ve bu serüvenin insanın içini kemir kemiren kaçış, endişe, utanç duygusu çok iyi işlenmiş.
Bir de Kırmızı Saçlı Kadınımız var. Tesadüflere inanır mısınız? Aşk mı tesadüflere bağlıdır yoksa tesadüfler aşkı mı doğurur? Aşkın gözünü kıskançlık bürür mü? Bürür diyenlerin gözü çıksın ulan. Kıskançlığınız batsın. "Ben kıskanırım seviyorum çünkü arkadaş" diyenler yüzünden aşkın cılkı çıktı. Siz bi zahmet sevmeyin, kadın cinayetleri bitmiyor sizin yüzünüzden.
Kitapta da bir cinayet var. Cinayetin işlenip işlenmediği muallak. Bir şeyler oluyor. Yara gibi insanın içini kemiriyor. Durumu çözene dek benim de içim içimi fare gibi kemirdi. Kitap bittiğinde efsanelerle tesadüfler, baba ve oğul ilişkileri,pişmanlıklar ve aşk gibi dumanı buram buram tüten kıvamında pişmiş yemek gibiydi. Nefis ve doyurucu. Ayıla bayıla yedim