Merhaba . Bir anda okumaya karar verip nasıl bittiğini anlayamadığım bir kitap hakkında yorum yapacağım. Şu ana kadar okuduğum kitaplar içerisindeki en farklı eserdi diyebilirim. Başlamamla bitirmem bir oldu tabiri caizse. Çok kısa ama çok dolu. İçeriğine gelecek olursak;
Bluma Lennon,Soho'daki bir kitapçıdan Emily Dickonson'ın Şiirlerinin eski bir baskısını aldı ve ilk köşe başında, tam da ikinci şiiri okumaya başladığında bir arabanın altında kaldı...
diye başlayan bu kitap bir kitapseverin ne derece bir kitap tutkusu olduğunu ve bu durumun nelere yol açtığını görüyoruz. Bu konuda insanın kendisini sorgulamasına sebep oluyor. Nasıl bir okuyucuyuz? Niçin okuyoruz? Kitapların bizdeki önemi ve değeri ne? Onlar hakkında kurmak istediğimiz düzen ve onlarla yapmak istediğimiz neler? Gibi. Bir kitap aşığının çok çok fazla kitabı olması sizce iyi midir değil midir? Herşeyin fazlası zarardır sözüne iyi bir örnek olmuş. Gayet akıcı ve nasıl bittiğini anlamadığınız bir kitap bu. Ben başlarda okurken şunu dedim: " ne güzel ya adamın binlerce kitabı var muhteşem!" Sonlarında ise : " hayır yaa sonu böyle olmamalıydı, kitap aşığı olmanın sonu bu mudur yani? " . Okumak çok güzel ama bilinçli okumak gerekirmiş, her yönden. Kitaplar hem her şeydir bazen de durum değişir der gibiydi. Okumanızı tavsiye ederim.
Kitaptan birkaç alıntı bırakıyorum
-Kitaplar insanların kaderlerini değiştirir.
-Hiçbir şey temsilinin dışında vuku bulmaz.
-Kütüphane zamana açılan bir kapıdır.