·279 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Nisan 2021 21:04 Cehenneme Övgü bize öğretilen hayatı kökten ve her açıdan sorgulayan bir kitap.
Öyle bir kitap ki Yuval Noah Harari'nin “Hayvanlardan Tanrılara Sapiens”si ile boy ölçüşebilecek tespitler ve sorgulamalar var içerisinde.
Tabi bu kadar değerli bir düşünürümüzü bu kadar geç tanımak benim için, onu ülke dışına çıkmak zorunda bıraktığımız için ise, ülkem için bir ayıp, bir utanç diye düşünüyorum.
Kitap baştan sonra altı çizilecek, not alınacak satırlardan oluşsa da, bana göre en önemlilerinden bir kaçı aşağıdakilerdi.
“Kızıl Meydan'da ellerinde mendilden küçük Çekoslovak bayrakları ile toplanan birkaç Sovyet vatandaşı, polis tarafından yakalanır ve bir akıl hastanesine gönderilir. Nedeni Sovyet Devleti'nin gücünü Moskova'nın ortasında uluorta eleştiren hiç kimsenin aklı başında olamaz.” (Sayfa 48)
“Düşmanların olmadığı nadir durumlarda da düşmanların bulunması, yaratılması tahrik edilmesi, hatta hayal edilmesi gerekir.” (Sayfa 53)
“1950'lerde Amerika'da Mc Carthy döneminin doruğunda çocuklar uyumadan önce yataklarının altında komünist ararlardı.
Şimdi 1980'lerde hepimiz terörist arıyoruz.” (Sayfa 53)
“İçgüdüsel davranışların sonucu olan bir kuş yuvası bile, dünyanın dört bir yanında inşa edilen blok apartmanlara kıyasla daha çok çeşitlilik ve doğal çevreden yararlanma örneği gösteriyor.” (Sayfa 66)
“Eski Yunan insani "zaafları" olan mitolojik tanrıları ile çok daha özgür bir toplumdu. Her şeye kadir Zeus kılıbık bir kocaydı.
O zamandan bu yana Kahramanlar "çok yol" yol kat etmişler ve giderek bizi yöneten güçlerin güdümüne girmişlerdir.” (Sayfa 73)
"Kahraman hakkında ne denli az şey bilinirse o kadar iyi olur." (Sayfa 74)
"Kendimizi olduğumuz gibi kabul edene dek bizi tutsak edecek kahramanlar, Süpermenler ve tanrılar yaratmaya devam edeceğiz. Kahramanın özgür bir toplumda yeri yoktur, özgür bir insanın kahramanları yoktur." (Sayfa 75)
“Kendimize inanmadıkça, bireyselliğimizi vurgulamaya gücümüz yetmedikçe, grupla birlikte gideriz.” (Sayfa 76)
“Kahraman güçlüyken onu destekleriz, zayıf olduğunda da onu terk ederiz.”
"Kahramanının yükselişi ya da düşüşünün yaptıkları ile ilgisi yoktur.
Bunlar bizim onu nasıl gördüğümüzle ilintilidir."
"Milyonlarca insan tarafından yüceltilen bir kahraman bir gecede aynı milyonlar tarafından terk edilebilir."
“Totaliter bir toplum, kahramanını belirli bir dönemin bağlamı içinde yaratır ve tanır. Liderlerin değişmesi, geçmişteki bazı kahramanlardan vazgeçilmesine yol açar.”
“Kahramanlar öylesine totaliterdirler ki bir kez yaratıldılar mı, öldükten sonra bile sorun olmaya devam ederler.” (Sayfa 77)
"Sekiz ile on iki yaş arası çocukların hepsi kahramanlık öykülerinden hoşlanır.
Bu kahramanın kovboy futbolcu asker gangster ya da bale dansçısı olması önemli değildir.
Çocuklar onlara karşı hayranlık duyar.
Gündüzleri hayal kurar, geceleri de kahramanlık düşleri görürler." (Sayfa 78)
“Bir kahramana olan gereksinimimiz kendi içimizdeki güvensizlikten doğar.”
“Özgür bir insanın kahramanları olmaz, çünkü kahraman statükoyu simgeler.” (Sayfa 79)
“Totaliter bir toplum kahramansız, modelsiz varolamaz.
Özgür bir toplum, ise kahramanlarla var olmaz.” (Sayfa 80)
“Sözlü tarih ve geleneğinin silinmesi ayrıca tarihi yargılama yeteneğinden yoksun kalmamıza yol açmıştır. Sözle iletilen gelenekler sayesindedir ki insanlar dillerini, kültürlerini ve tarihlerini yüzyıllar boyunca canlı tutmuşlardır.”
“Tarih bilinci az olan ya da hiç olmayan bir toplumu yönetmek kolaydır.
Böyle bir toplum eleştirici değildir ve kurulu düzenden kolayca memnunluk duyar.” (Sayfa 86)
“Biz gerçeğin kendisiyiz.
Bırakın oyunlarını oynasınlar.
İktidarın en büyük korkusu muhalefet değil, ciddiye alınmamaktır.” (Sayfa 89)
“Ezilenler, kendilerini ezenler gibi olmaya özenirler.
Bir zamanlar ezilmiş olanların birinci sınıf ezenler olduğu görülmüştür.
Tarih bu tür örneklerle doludur.” (Sayfa 101)
“Yaşamın amacı ölünceye kadar yaşamdır. Bu konuda evrensel teoriler kurmaya çalışmak bizi totalitarizme götür.
Bu teorilerin yanlışlığı her seferinde yeniden kanıtlanacaktır.” (Sayfa 143)
“Onlar bilgili, güçlü, bilge kişilerdi. Yaşlarından gurur duyarlardı.
Şimdi durum bunun tam tersi.
Hem göz önünde bulunmaması, hem de işitilmemesi gerekenler yaşlılar şimdi. Çocuklarsa, kutsal bireyler haline dönüştü.” (Sayfa 144)
"Korku İnsan yaratılışının bir parçasıdır."
“Korkmayan insan, yüzü kızarmayan bir insan gibidir.
Yüzü kızarmayan insanın etik duygusu yok demektir. Korkmayan insanın temel bir yaşam ve ölüm duygusu yoktur.
Ölümü unutmak, korkuyu unutmak için girişilmiş boşuna bir çabadır.” (Sayfa 146)
“Video oyunları oynayan gençlerin yüz ifadelerini inceleyin.
Çok çok uzaklarda, kendilerine ait imkânsız bir âlemin sonsuz boşluğunda uçuşup durarak canavarları imha ediyorlar. Uzay yaratıklarını yok ediyorlar, düşmanları öldürüyorlar, öldürüyorlar, öldürüyorlar.” (Sayfa 188)
“Biz, o kendini beğenmişliğimiz içinde, bazen bilinçli bazen da bilinçsiz olan bu muazzam gücümüzden tat almaktan hoşlanıyor gibiyiz.
Aynı zamanda gezegenimiz için muhtemel bir kıyametin tohumlarını içinde taşıyan da işte bu güç, bu kibir.” (Sayfa 200)
“Bizim üstünlüğümüzle tanımlanan düzenden çok daha büyük bir düzen var.” (Sayfa 201)
“Hepimiz gerçekten birbirimize muhtacız. Bu üstünlük ve hiyerarşi kavramından kurtulana dek kendi türümüzün varlığını tehlikeye sokmaktan kurtulamayacağınız.”(Sayfa 210)
“Dünyadaki tüm öteki türlere karşı totaliter bir egemenlik ve yıkım savaşına girişmiş durumdayız.” (Sayfa 211)
“Asıl müthiş olan, ortaya çıkan türler değil, yaratılış ve evrim süreçlerinin kendisi.
Türler gelir geçer.
Bir zamanlar var olan türlerin yüzde doksanı bugün artık ortadan kalkmış durumda.
Ama süreç devam ediyor, yaşam sürüyor.” (Sayfa 212)
"Acı çekmek de, sevmek de yaşama aittir." (Sayfa 235)
Okuyarak Kalın.