·192 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Mayıs 2021 23:12 · Ne yazacağımı bilmiyorum ama buraya 3-5 satır bırakmazsam kitap belleğimde daha az iz bırakacak. Bir yandan ne güzel işte unutursam çeşitli aralıklarla açar açar okurum diyorum, diğer yandan yanan bir sobaya dokunmak gibi olan kitaplardan diye düşünüp okumayacağımı biliyorum.
Ne zamandır okunmayı beklediğini bile kestiremiyorum ama elimi sürmedim, üstüne bir yıldan çok olmuştur bir arkadaş Anayurt Oteli'ni hediye etti de üç defa başlayıp bıraktım. dün sabah balkona çıkarken aldım, üç solukta bitti. Özellikle son 70 sayfayı okurken çalan telefonları bile meşgule attım.
doğru zamanı beklemiş, "28 yaşında ve tedirgin" okumak lazımmış geç kalmamışım diye sevindim.
"Fotoğrafları sevmem," demişti. "insanın hayalini sınırlarlar; hep kendilerini düşünmeye zorlarlar bizi." burayı okuyunca gülümsedim, kitabın yazıldığı tarihten 40 yıl sonra insanlar (nörobilimciler) bunu araştırmış ve haklılığını kanıtlamış: İnsan hatırlarken eğer fotoğraf çekindiysa sadece o kareyi, çekinmediyse an'ı üç boyutlu hatırlıyormuş. Shakespeare'in hekimlerden daha önce siyatik ağrısını Atinalı Timon`'da tarif edip üstüne `siyatalji` demiş olması geldi aklıma. Atılgan da belleğin fotoğrafa güvendigi an daha az/silinebilir kayıt tuttuğunu demiş resmen. O gülümsemenin içinde çok sevdiğim insanlarla hiç fotoğraf çekinmemiş olmam da meşruiyet kazandı. Ama "aaa neden bizim fotoğrafımız yok" deyip mesafe (sadece fiziksel mesafe) girdikten sonra çekindiğim insanlar var, içten içe zamana, başkalarının belleğine/ölümlülüğe direnmek ağır basmış demek ki.
İlla ki yazmanın bellek üzerine olumlu etkisi ile ilgili çalışma da vardır, bu entry hem ölümlülüğe hem belleğe direnmek olur o sayede ama bulamam şimdi. Ama defalarca yazıldığı halde ilk ve son cümlesi bu kadar güzel olan bir kitap daha hatırlamıyorum dememe meşru gerekçe buldum bile. İlk cümleyi okuduğumda hiç huyum olmadığı halde açıp son cümleye baktım, sonra dönüp okumaya devam ettim bu etkiyi verebilmek bambaşka bir şey. Yeteneğe saygı duymak, takdir ya da beğeni haddim bile değil. Hem ne yazsam eksik kalacak "kendime not" derken bile çelişkiliyim. En sevdiğim yanı salt olayda değil de arka planda hayata dair kocaman gerçekleri vermesiydi mesela bunu da bu cümlelerle anlatmamak lazım, neyse.
--- `spoiler` ---
Ayşe ile kırılma noktası kitaptaki teorilerden hiçbiri değil, kendini açmışken "yeter!" demesiydi belki de, ve Ayşe bunu derken haklıydı: "İçini böyle çırılçıplak açan birinin, artık bunları gören insanı sevemeyeceğini sanıyordu. 'Beni bırakırsa, bunları anlattığı için bırakacak,' diye düşündü."