Kitabın anlatımını değerlendirecek olursam kolay veya da zor olarak değil "sağlam" kelimesini oldukça yakıştırırım. Neredeyse her bir kahramanı geçmişinden itibaren anlatmasına karşın karışıklık yaşanması beklenirken özellikle sonda olmak üzere birleştirici bir etki görüyor.
Aslına bakılırsa kitapta Uzun İhsan Efendinin düş ile gerçek dünya arasındaki çatışması ve yanı sıra oğlu olan Bünyamin'in, babasının bilgiyi düşlerde öğrenmesine karşı kendisinin bilgiyi, macera ile dünyada öğrenmeyi seçiyor ve ardından başına birtakım olaylar geliyor. Bu olaylar yaşanırken babasının "Puslu Kıtalar Atlası" ve kendisi de dolaylı biçimde ona eşlik ediyor.
Bünyamin'in, yaşadığı bütün bu olayların ardından Puslu Kıtalar Atlasını açtığında babasının kendisine yazdığı yazıyı gördüğünde bazı bilinmezlikler de açıklık kazanıyor...