·271 syf.····Okunma: 05 Mayıs 2021 13:54 İranli ünlü şair Sadi şirazinin en meşhur kitabı Gülistan. Hâliyle okumak lazım dedim. Aldım okudum. Kitap roman gibi okudukça okuyasınız gelen bir kitap degil. Bana daha çok akşam çocuğa masal anlatmak gibi geldi. Kitap insana manevî değerleri aşılayacak bir çok hikâyeden oluşmaktadır. Yazıldığı dönem itibariyle (1258 yılları) hikâyelerin başrol oyuncuları çoğunlukla padişah, vezir,derviş, tüccar dır. Kitap genel olarak güzel hikâyelerden oluşmaktadır fakat Ahlâkî değerler ve öğütler verilirken bazı hikâyelerde mutlak dogma olarak okur etkilenebilir. 100 temel eser olarak bu şekilde bütün hikâyelerin verilmesi bence yanlış. Seçme hikayelerden çağımıza uygun başrol oyuncuları sıradan kişiler kullanılarak kitap daha uygun hâle getirilebilir. Kitaptaki hikâyeler de ahlâkî değerler ve öğütler verilirken sanki bu değerler hacı hoca, dervişlerin tekelinde gibi bir intiba uyandırıyor. Kitap bence bir yetişkinin elinde olup Seçme hikâyeler ile küçük yaştaki çocuklara okunmalı. Aksi takdirde çocuğun beyni sulanabilir.
Yaşlı adamla genç karısı hikâyesinde, karısını çok seven ve iyi bakan bir ihtiyar ile kendisinden yaşça çok küçük karısı arasında geçen hikâyede bir süre sonra kadının kocasından ayrılıp genç birisiyle evlendiği ve genç adamın her fırsatta karısına hakaretler ederek onu dövdüğü anlatılıyor. Kadın bunun üzerine çok şükür babam yaşındaki o ihtiyardan kurtuldum vursa da kırsa da şimdi genç bir kocam var ve çok şanslıyım diye hikâye bitiyor. Yani ben bunu anlamadım. İkisi de olumsuz örnek ama sanki ikinci daha iyi olarak anlatılıyor.
Soyguncunun oğlu hikâyesinde kötü insanın çocuğu da kötü olur anlayışı var hiç hoşuma gitmedi.
Geciken müjde de padişahın ordusu zafer kazanmış kendisine haber verildiğinde hasta ölümü beklerken memnun değil neymiş bana lazım değil.
Padişahla yoksul derviş de padişah kendisi içkiye düşkün bir vaziyetteyken kendisine gelen yoksul dervişe yüklü bir altın verir fakat derviş bunu tüketir tekrar padişahın yanına geldiğinde padişah onu savurganlikla suçlar. Kendisi temizmiş gibi.
Şanssız yumrukçu da yetenekli bir delikanlının macera isteği kötü birşey miş gibi lanse ediliyor. Delikanlının dışarı açılma isteğine ket vuruluyor. İnsanın hayatındaki tercihlerini kim kendi tekeline alabilir. Kimin böyle bir şeye hakkı var. Olasılıklar dünyasında hangisinin doğru olduğuna kim karara verebilir.
Bunlar gibi birçok hikâye kendi dogma fikirlerine göre verilmiştir. Bundan dolayı hikâyelerde anlatılanları iyi tahlil edebilen okurların okuyabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çocuklar için bence uygun değil. Ancak içinden seçme hikâyelerle okutulabilir.