·480 syf.····Okunma: 05 Mayıs 2021 22:12 Bir Ataysporlu olarak #OğuzAtay okumayı o kadar seviyorum ki. Yine harika bir eser, yine Oğuzcuğum Atay. Hikmet Benol, Albay Hüsamettin Tambay ve dul kadın Nurhayat Hanım üçgeni arasında geçen, birçok diğer arkadaşı eşi dostu da sıkça masaya oturtan, gerçekle düşünceleri birbirinden ayıklamaya çalıştığımız bu yüzden de okurken kitabın dikkatle takipçisi olduğumuz bir okuma deneyimi. İçinde bulunduğu sosyokültürel durum başkahramanımız Hikmet Benol ile tenkit ediliyor, iç içe geçmiş bir zamanda oyun içinde oyunlar oynanıyor. Yazarın tanımıyla tehlikeli oyunlar. Çok yalnız olmanın bir sonucu olarak yalnızlığın tehlikeli oyunları.
Tutunamayanlar’a göreyse daha kafası karışık bir kitap. Evet, yine duygu durum okuyoruz ama Tutunamayanlar’daki kadar belirgin değil. Selim Işık gibi bir kaygıyla yaşıyor Hikmet Benol da. Günlük yaşamda dahi o kaygıdan özgürleşemiyor. Tutunamayanlar ile bir diğer ortak yanı yazarın bu eserinde de bir ben var ve bu benin bir ötekisi var. Bu benin ötekisiyle de bireyin kendine yabancılaşmasının eleştirildiği ve bireyin kendisi olamama kaygısı açık.
Tutunamayanlar’dan sonra garip bir hüzne bürünüp bir iki ay her edimimi Olric ile zihnimde konuşarak gerçekleştiriyordum; Tehlikeli Oyunlar’ı okuduktan sonra ise albay Tambay benimle birlikte ve her şeye gülüyoruz, ha-ha.
Karakterin kendiyle sürekli hesaplaşmasını anlamanın/kavramanın yolu yazarın yazınsal zekasını da anlamaktan/kavramaktan geçiyor. İnsanlardan bir gecekonduya kaçıyor, orada yeni bir başlangıç yapacağına inanıyor karakterimiz ama gecekondunun varoluşu da oldukça belirsiz. O gecekonduda sadece kendiyle hesaplaşmakla kalmıyor, insanlardan onları zihninde kötü durumlara düşürüp intikam alarak dış hesaplaşmalarını da yapıyor.
Yine Oğuz Atay’ın zihninde seyahate çıktığımız ve benim yine hayran kaldığım bir eser oldu Tehlikeli Oyunlar. Kitapla ve sevgiyle kalın sevgili okur🕊
-
”Sinirimden gülüyorum albayım. Çünkü sinirlerim artık gülmek için kafamın neşelenmesini beklemiyor.” s. 337
-