Gönderi

‘’KORKUYORUM, BİZDEN KORKUYORUM…’’
Puan vermedi·261 syf.··
2021 6. kitabı
William Golding, Sineklerin Tanrısı’nda III. Dünya Savaşı’nda bir yerden başka bir yere götürülen ve çocukları taşıyan bir uçağın ıssız adanın birine düşmesiyle çocuklar arasındaki sosyolojik ve psikolojik değişimleri inceliyor. Bu tespitler yazıldığı zamanla kıyaslandığında o kadar haklı ki roman, Golding’e Nobel ödülü getirmiş. Golding’in felsefesi esasında çok basit bazı ana argümanlara dayanıyor. Saf ve masum dediğimiz çocukların bile aslında kötülüğe en az yetişkinler kadar meyilli olduğunu işliyor en temelde. Bununla birlikte kitabın ana düşüncesini oluşturan sav, dünyanın ve insanlığın gidişatını aslında dışarıdaki faktörlerden ziyade tek tek insanların ve insan kitlelerinin içindeki o açığa çıkmamış, gizil kötülükte yattığı düşüncesi. Bu iki temel argümandan sonra, kitle psikolojisinin ne denli ağır yanılgılara gebe olduğunu da ilmek ilmek işlemiş yazar. Bir önceki okuduğum kitapta, Cesur Yeni Dünya’da bu sav çok güzel özetlenmişti: ‘’ Son tahlilde görünen o ki, tanrıların yasalarını, toplumları idare eden kişiler dikte ederler; ilahi takdir düşüncesi, insanlardan çıkar.’’ Bu düşünceye göre çocuklar aslında sürü psikoloji etkisinde kendi inançlarını sanki dışarıdan gelmişçesine telkin etmişlerdi kendilerine: ‘’Şimdi ben burada hemen söylüyorum hortlaklara inanmadığımı. Ya da inanmadığımı sandığımı. Ama onları düşünmekten de hoşlanmıyorum. Yani şimdi karanlıkta, hoşlanmıyorum. Karar vermeliyiz, hortlak var mı yok mu?’’ Derinlemesine bir alegoriyle yazılmış kitap, zamanın temel ideolojilerini ve toplumun içindeki ana görevleri de bünyesinde barındırıyor. Ralph karakteri ile hümanist bir liderlik; buna karşılık Jack karakteri ile faşist bir idare anlayışı; domuzcuk karakteriyle toplum tarafından hak ettiği değeri göremeyen entelektüel kişilik ve son olarak da Simon karakteri ile sezgici bireylerin düşüncelerinin nasıl kitleler tarafından yok edildiği. Yine Golding’in bu romanı kaleme almadan yaklaşık yirmi yıl öncesinde ise Aldous Huxley bu iki yönetim anlayışının metodolojik farkını bütün berraklığıyla ortaya koymuştu: ‘’koşullar liberalleri diktatörlüğe başvurmaya zorlayabileceği gibi, hümanistleri de bilimsel propagandaya zorlayabilir. Düzenin her türlüsü kaostan yeğdir.’’ Sineklerin Tanrısı’nda da hümanizmi temsilen Ralph’in yaptığı akılcı propagandaya karşılık, faşizmi temsil eden Jack’in uygulamaya koyduğu totaliterizm çok berrak bir biçimde işlenmiş. Yazar kitabın ikinci yarısının başlarında sezgici Simon karakteri ile hayali Sineklerin Tanrısı arasında geçen diyalogda ana düşünceyi yerli yerine oturtmuştu aslında. Şöyle diyordu Sineklerin Tanrısı, Simon’a: ‘’Sen, biliyordun, değil mi? Sizlerin bir parçası olduğumu biliyordun? Sizlere öyle yakın, öyle yakın, öyle yakınım ki! Her şeyin bozuk gitmesinin nedeniyim ben. Bunu biliyorsun, değil mi?’’ Son tahlilde artık yalnızca Simon değil, bütün çocuklar da anlamışlardı bu canavarın dışarıda bir yerlerde değil, bizzat kendi içlerinde olduğunu: ‘’Korkuyorum. Bizden korkuyorum…’’ Daha detaylı bir inceleme için kitabın çevirmeni Mine Urgan’ın yine kitabın son sözünde yer alan yazısını kitabı okumayacak bile olsa, herkese tavsiye ederim.
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
·
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.