KÖPEKLER İÇİN GECE MÜZİĞİ- Faruk Duman
️ Okumaya başladığınızda, zamanın büsbütün dışına çıkıp, başka bir boyuta geçiyormuş hissi yaşatıyor insana. Yazarın okuduğum ilk kitabı, ancak, diğer kitaplarını da merakla okuyacağımı düşünüyorum. Kitap, anlamını yeni öğrendiğim, edebiyatta “ novella” adını taşıyan (öyküden daha uzun, ancak romandan da kısa ve insana paralel evrende yaşıyormuş hissi uyandıran birbirininden ayrıymış gibi görünen, ancak devamı olan öykülerden oluşan), bir yazın türü. Ben bu türle daha önce tanışmıştım ve bu yazın tarzını çok sevmiştim. Yazar Arzu Alkan Ateş’in, “ Mahir Efendi’nin Papağanı” adlı kitabı da kısa roman özelliği taşıyan bir novella türüydü. ️Kitaba dönersek, anlatıcının o müthiş hayal gücü ile anlattığı, ama gerçekten de pek ayırt edilemeyen bir doğa senfonisi gibi her şey.
Anlatının içinde yer alan insan da , hayvan da doğa karşısında eşitlenmiş durumda. Her birinin canı, ruhu, kişiliği ve kendisini anlattığı bir dili var sanki. Kitapta yer verilen tüm ayrıntılar ayrı ayrı konuşuyor sanki ve insan bu kadar detayı hiç sıkılmadan merakla okuduğuna hayret ediyor. O bahsedilen kasvetli lacivert ormanda, gökyüzü delinmiş gibi yağan yağmurda, o çamur deryasında kaybolmak istiyor.
️”...Gecede bitmek bilmez bir homurtu vardı, orman orman olalı böyle yağmur, böyle gümbürtü, böyle çamur deryası görmemişti. Karanlığın rengi mi olur? Karanlığın rengi ikide bir değişiyordu. Bir yerlerde bir ışıma görülse gökyüzü laciverde kesiyor, sonra bulutlar ateş ağızları gibi açılıp kanayarak ufku güvez bir örtüyle dolduruyordu...
Yapraklar hışırdayarak eriyor, sonra bu sarı kusmuk çamur selinin içinde çırpına çırpına akıyorlardı...” ️Son söz olarak, çok keyifle okuduğum postmodern tarzda yazılmış bir kitap diyebilirim.