"Tek işimiz efendiye hizmet etmek. Gücümüz yettiğince, istekle çalışıyoruz ki efendimiz zarar değil kâr etsin. İşten dönünce öğle yemeği, akşam yemeği hazır; kımız da var. Kışın yakacak tezek var, ısınmak için gocuk var. Hem konuşacak, ruhumuz üzerine düşünecek, Tanrı'ya dua edecek vaktimiz de var. Elli yıl aradık mutluluğu, ancak şimdi bulduk."
Tolstoy böyle diyor kitabın sonunda...
İronik mi? Doğru mu? Elbetteki tartışılır. Fakat... Eylemlerin doğruluğu yanlışlığı -mutluluk veya mutsuzluk getirip getirmeyeceği- bir kenara bırakılırsa sürekli eylem halinde olmak bence "zamanın içinde kişiyi" konumlandıran, büyük çarkın küçük bir dişlisine çeviren, faydalı(!) bireyler konumuna taşıyan kilit noktalardan biriydi.