«Atticus, davayı kazanacak mıyız?»
«Hayır bebeğim.»
«Öyleyse ned...»
«Nasılsa yenileceğiz diye kazanmaya çabalamaktan vazgeçemeyeceğimiz için.»
...
...
«Bayan Gates iyi bir kadın, değil mi?»
«Öyle. Ben öğrencisiyken onu çok severdim.»
«Hitler’den nefret ediyor.»
«Bunun nesi ters?»
«Bugün Yahudilere yaptıklarını anlattı. Kimseye zulüm yapılmaması gerek değil mi? Kimse için kötülük düşünmemek gerek, değil mi?»
«Evet Scout. Çıkarsana bu baklayı ağzından!»
«O gece duruşma salonundan çıkarken bayan Gates Bayan Stephanie ile konuşuyordu. Birilerinin onlara ders vermesi gerektiğini, burunlarının çok büyüdüğünü, bir de bakacağız ki bizimle evlenmek isteyeceklerini anlatıyordu. İnsan hem Hitler’den nefret eder, hem komşuları için böyle çirkin konuşabilir mi?»
...
...
Kitapta geçen şu kısacık replik ne kadar da doğru... iki yuzlulugumuzun gerçeğini suratimiza vuruyor... bir amerikalinin; Yahudi zulmüne, haksızlığına ve adaletsizligine karşı Hitler'i eleştirirken kendi sınırları içerisinde zencilere karşı uyguladıkları zulmünü hak görmeleri... Malesef bu örnek ve benzerleri tüm dünyada ve ülkemizde de görülmekte... İkiyüzlü, bencil, menfaat perest, şeytani varlığın adı kendini samimiyetle eğitememiş "insan"dır...
Küçük bir kızın dilinden, çocukluk hatıralarının arasında yer etmiş siyah (zenci) ve beyazın eşitlik, hak ve adalet arayışı... ve bu arayışın duvara çarptığı iki yüzlü insan ahlakı... bir zamanların ya da bugünün Amerikası...
Kitap çok iyi, mutlaka okunmalı...