Puan vermedi·608 syf.····Okunma: 11 Mayıs 2021 22:42 Geçen yıl tam da bu zamanlar okuduğum Aslan Asker Şvayk'dan sonra, başka bir savaş karşıtı roman olarak başladığım Madde 22 de savaşın insan hayatını nasıl alt üst ettiğini anlattığı gibi, savaş esnasında yaşanan pek çok saçmalığa da değiniyor. Kitap 600 sayfa kadar ve aslında daha kısa da tutulabilirmiş gibi bir kanaat oluşturdu bende. Kitabı okurken, üst düzey askerlerin şahsi çıkarları için askerlerin hayatını hiçe saymaları ve vatan dediğimiz şey adına demeyelim de daha ziyade kendi hesaplarına çalıştıklarını anlatan bu cümleyi burada paylaşılmaya değer buldum. "Ben baktığım zaman ceplerini dolduran insanlar görüyorum. Cennetler, azizler ve melekler görmüyorum. Cebini doldurmak için her iyi dürtüden, her insani tarajediden faydalanan kişiler görüyorum."
Kitaba adını veren kural olan Madde 22 denen açmaza gelince, aslında pek çok yerde karşılaştığımız "idarenin takdir yetkisi"nin, özellikle alanını genişleterek, aleyhimize nasıl da kullanışlı bir biçimde işlediğine dair ilginç olaylar var kitapta. İçinden çıkılmayan bir kısır döngü gibi.
Genel olarak kimi zaman anlatımın durağanlaşması sebebiyle beklentimin biraz altında kalsa da yine de okunmaya değer bir savaş romanıydı. Hatta kitabı okurken kimi zaman, askerlik yapanların bildiği, RDM askerlerin arasındaymışım gibi hissettiğim de oldu. :)