Puan vermedi·198 syf.··Beğendi
· Kitap ilk olarak 1951’de ABD’de yayımlanıyor. Kitap basıldığı zaman içinde “modern zamanların başyapıtı” olarak değerlendirilmiş fakat sonrasında ahlak dışı yakıştırmalarla yasaklanan kitaplar listesine girmiştir. Eser, bu engellemelere karşın Amerikan toplumunda ve okullarda çok okutulan kitap olma niteliğine erişmiştir. Hatta Times Dergisi ve okuyucular tarafından İngiliz dilinde yayımlanmış 20. yüzyılın en iyi yüz eseri arasında sayılmıştır. Eser, günümüzde de 20. Yüzyıl modern edebiyatının başyapıtı olarak değerlendirilmektedir.
Eser ilk olarak Gönülçelen adıyla Türkçeye kendi asıl dilinden değil, Fransızcadan tercüme edilmiştir. Sonrasında bu eserin kendi asıl dilinden yani İngilizceden Türkçeye tercümesi Çoşkun Yerli tarafından yapılmıştır.
Eserde başkahraman 16. Yaşındaki ergen Holden’ın Pencey Hazırlık Okulundan atılışı ve okul – yurt arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle, ailesiyle, dış çevre iletişim kurarak geçirdiği üç günlük gezinti süresi anlatılmaktadır.
Kanaatime göre İlk bakışta “kitabın adı” okurun zihninde farklı kurgusal intibalar uyandırsa da kitap okunmaya başlandığında okurun zihninde farklı izlenimler yaratıyor. Nitekim eserin daha ilk sayfalarında bu durum anlaşılıyor. Tabii, kitap daha sonra başka bir merakla okunmaya devam edildiğinde okuru iki farklı yorumlamaya itecek bakış açısı çıkarabiliyor.
Birincisi: Metnin arka fonda yatan temel fikrinin anlaşılmadan yapılabilecek Amerikalı zirzop bir ergen çocuğun yüzeysel bunalımları, isyanları, karşı çıkışları, tripkâr hâlleri, topluma ve arkadaşlarına karşı sergilediği zarar vermeyen uyumsuzluğu… yorumları olabilir. Tabii bunlar kitaba yönelik olumsuz çıkarımlardır.
İkincisi: Olumsuz bakış açılarına karşılık kitabın yazıldığı zihnî arka plan okunduğunda ortaya daha derin analizler sunulabilecek ve çıkarımlara götürebilecek bir kurgu olmasıdır.
İkinci perspektif elbette kitabın temel iletisini ve değerini ortaya çıkaran bir yorumlama olacak ve kitabın düşünsel içeriğini, amacını aydınlatacaktır. Bu bağlamda roman hakkında şunları söyleyelim:
16. yaşındaki ergen başkahramanımız Holden’ın çevresindeki arkadaşları ve kişilerin sosyal hayattaki davranışlarına yönelik kişilik analiz çıkarsamaları gayet yerinde ve hak verilecek yorumlamalardır. Ki eseri okurken de gündelik yaşantımızdaki olaylar ya da bireyin davranışsal yönleriyle de uyuşabilecek gözlemlerin sunulduğu fark edilebiliyor.
Huldon 16 yaşında isyânkar bir ergen kahraman olsa da çevreye oldukça duyarlı, alıngan, hassas kırılgan, hassasiyet dolu bir karakter özellikleri ile karşımıza çıkar. Bu mizaç özellikleri ile Holden II. Dünya Savaşı sonrası modernizmin kıskacında yalnızlaşan, yabancılaşan, toplumla çatışma halinde olan bireyin çocuksu – ergensi sesi olmuştur diyebiliriz.
Huldon bir anti kahraman olup o günün gençlerine ait argoya dayalı gündelik bir dil kullanarak yetişkinliğini erteleyen muhalif ergen ruhuyla karşımıza çıkar. Elbette bu durumun birtakım sebepleri vardır. Huldon, II. Dünya Savaşı sonrası modernitenin eşiğinde bunalan bireyin sesini romandaki “sinema, arabalar, para” gibi araçlar ile maddeci hayata yönelik, maddeci sunî hayat eleştiri yapmaktadır. Pencey Hazırlık Okulu yani kendi okulu üzerinden modern eğitim kurumubu, metropelleri ve toplumun eleştirisini yapmaktadır.
Son tahlilde şunları söyleyebiliriz:
Bu eser II. Dünya Savaşı sonrasında değerlerinden uzaklaşan
bireyin zihnî düşünsel arka planıyla okunmalıdır. Yani
modernizm sonucunda bir varoluşsal sancı izlek etrafında okunursa daha kayda değer bir yorumlama yapılabilir.
Modernitenin kıskacında doğan birey buhranı bir ergen genç üzerinden anlatılmaya çalışmıştır.
Bireylerin “sahte davranışları” alaysı bir tutum ve günlük argoya dayalı bir dille verilmeye çalışmıştır.
Holden üzerinden modernizm yarattığı maddeci - yapay dünyada bireylerin “yapmacıklı” , “ikiyüzlü” , “ sahte davranışları” verilmeye çalışılmıştır.
Belirtilen böyle bir dünyaya yönelik Holden “bireysel direnişin – direnmenin” adı olmuştur. İnsanın insani tarafını kaybedişine direnme…
Holden’ın küçük kız kardeşi Phoebe Holden için “çocuksu masumiyeti” temsil eder. Hatta Phobe’nin ne olmak istiyorsun sorusuna Holden “ Çavdar tarlasındaki Yakalayıcı” cevabını vererek de hep çocuk kalıp insanî değerlerden uzak yapay bir yetişkin olmaktansa çocukları masumiyetten uzaklaştıracak sahte dünyandan koruyacak bir meslek seçiminde bulunmuştur.
Ergen bir genç Holden…
II. Dünya Savaşı sonrası modernizm eleştirisi…
Varoluşsal sancı…
Yapmacıklık , ikiyüzlülük , sahte davranışlar eleştisi…
Çocuksu masumiyetin korunması…
Olgun ve derin bir çocuk dünyası…
Phobe (kız kardeş) “Ne olmak istersin ? Bilim adamı gibi, yani. Veya avukat filan gibi.
Phobe (kız kardeş) “Ne olmak istersin ? Bilim adamı gibi, yani. Veya avukat filan gibi.
Holden: “ Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim.
Bitiş : Sakın kimseye bir şey anlatmayın herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra…