·266 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Mayıs 2021 15:37 Aldous Huxley ~ Cesur Yeni Dünya
Distopya/Ütopyalardan okuduğum dördüncü kitap Cesur Yeni Dünya. Bu kitap hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki buraya sığdırabilir miyim bilmiyorum.
1932’de yazılan kitap iki dünya savaşının ara döneminde yaşananların bir yansıması bana kalırsa. Bir yandan makineleşme bir yandan kapitalizm bir yandan da küresel ekonomik krize başkaldırı. İnsanlar tüketime zorlanmış aile, temel kültürler, din gibi pek çok kavram yozlaşmıştır.
Kitapta Tanrı yerine “Ford” kelimesi kullanılmakta. “Ford korusun” “Ford aşkına” gibi ifadeler yer almakta. Aslında buradaki Ford bile tesadüfen seçilmemiş. Amerika’da o dönem üretilen Ford marka arabalara, yine tüketime köle oluşu bir yansıması.
Kitabın ütopya mı yoksa distopya mı oluşu bir soru. İyi mi kötü mü bu da bence tartışılır. Şimdi bu dünyadan bahsedeceğim, siz karar verin:
İnsanlar doğumdan ölüme şartlandırılmıştır bu dünyada. “Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi”nde bebekler âdeta istendiği gibi üretilir. Hiçbir şeyden şikâyet etmezler. Her şeye gülümserler hatta ölüm döşeğinde bile bu böyledir. Mutluluğu çözmüşlerdir onlar bu dünyada ve insanları içine dahil oldukları sınıftaki görevlerini sevmeye zorlarlar. Alfa, beta, epsilon gibi sınıflara ayrılan insanlar en kötüden en iyiye geçseler bile kendilerine gelemezler, çünkü ona şartlandırılmışlardır.
Kitapta şartlandırmaya dair çok net açıklayıcı bir ifade vardır:
“İnsanlara, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek; tüm şartlandırmaların amacı budur.”
İnsanlar tüketime öylesine şartlandırılır ki eski olan her şey atılır ve şöyle bir slogan vardır:
“Atıp kurtulmak onarmaktan iyidir.”
”Cemaat, istikrar ve Özdeşlik” dünya bu üç temel üzerine kurulmuştur ve biri bile çökerse dünya çöker. İstikrarı sağlamak için nüfus sabit tutulur. Amaca hizmet etmekten gocunmayacak insanlar üretilir. Mutluluğu sağlamak için “soma” adı verilen uyuşturucuyu alırlar. Dertlerle başa çıkma yöntemleri budur. Kişilerin şartlandırılmaları uykuda yapılır. Herkesin kulaklarına “Artık herkes mutlu” çağrıları yapılır ve hayat boyu bunu hatırlarlar.
Bu dünyada Birey yoktur Toplum vardır. Bu yüzden “Birey sendelerse, topluluk sendeler.” İnsanlar yalnız kalamaz. Düşünürken, severken hep bir arada olmak zorundalardır. Yalnız kalmamaları için çeşitli aktiviteler düzenlenir.
”Herkes herkese aittir.” Düşüncesi doğru kabul edilirken aile, anne ve baba kavramları müstehcen görülür. Bu sayede duyguların önüne geçilir.
“Kişilerin duyguları gereksiz ve
toplum için tehlikelidir. Bu yüzden onları duygu yükünden arındırdık.”
Burada insanlar 60’larına kadar genç ve mutlu kalırlar. Sonra da aniden ölürler. Bu noktada bile tüketim düşünülür çünkü yaşlı bir birey toplumda üretim ve tüketim için faydasızdır. Çocuklar sürekli “Ölecek Hastalar Hastanesi”ne götürülür ve ölümü izlerler.
Cesur Yeni Dünya’nın tam zıttı olan Vahşi Ayrı Bölgesi vardır. Buradaki insanlar düşünen, okuyan insanlardır. Bu yüzden uzak tutulurlar. Burada yaşayan Vahşi ile annesi Linda düzene karşı olan Bernard’la birlikte Yeni Dünya’ya gelirler ve iki ayrı dünya kıyaslanır. Kitabın temel taşı işte bu yaşanan çelişkiler yumağıdır.
Huxley’in kurduğu dünya, günümüz dünyasına hiç uzak değil. Hatta yer yer hayret duyarak ve haklılık vererek okuyoruz kitabı.