“Papalagi, denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse “göğü delen” anlamına gelir.
Samoa’ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik. O, göğü delip geçmişti.”
Samoa yerel halkının şeflerinden biri, bir Avrupa seyahati geçirmiş ve yaşam şekillerine şahit olmuştur. Kitabın yazarının Samoa’da kaldığı dönemde kabile şefinin düşüncelerini not aldığı ve bu kitabı yazdığı biliniyor. Şef, Avrupalıların “gelişim” ve “uygarlık” adı altında yerel halkın güzelliklerininden fayda sağlama amaçlarını anlatıyor ve halkını sert bir şekilde uyarıyor.
Kitapta; eşyaya, paraya, hırslara, otoriteye ve diğer her şeye ait eleştiriler çok fazla. Sistemin içerisinde nasıl kaybolduğumuzun çok güzel analizleri mevcut. Bizler tarafından ilkel görülen kabilelerin, uygar toplumları nasıl gördükleri ve neler düşündüklerini anlayabilmek adına çok güzel bir örnek. 110 sayfadan oluşan gayet kısa ve öz bir kitap. Bir gün içerisinde bitirdim ve çok sevdim.