Elime bir tesadüf eseri geçen bir kitap Tesirsiz Parçalar. Aslına bakarsanız yorum yapıp yapmamakta bile tereddüt ettim diyebilirim. Bir kahvede, mahallede bir apartman merdiveninde yahut çilingir sofrasında size hayatından bazı parçalar anlatan bir adamı dinliyor gibi his edindim okurken.
Aslında birçoğumuzun yaşadığı, ama akışta hiçbirimizin fark edemediği anılarla dolu kitap. Dümdüz yazmış her şeyi Ali Lidar. İçinden nasıl geliyorsa, konuşsa karşısındakine nasıl anlatacaksa… Kitap yazarın hem anılarını, hem de denemelerini içeriyor...
Dili ve anlatımı oldukça samimi fakat argo sözlere karşı hassasiyeti olanlara pek uygun olduğunu söyleyemem. Zaten Ali Lidar’ı anladığım kadarıyla herkes sevmiyor. Okuyan herkesin ortak noktası bence şu ki her hikayeden bir alıntı bağlayabiliyoruz, kendi yüreğimize bir ip çekebiliyoruz. Kitabı eline alan, satır arası cümlelerle avlanıyor. En az bir cümle buruk bir tebessüme neden oluyor okuyucuda.
Yeni yazarlarla, yeni kitaplarla tanışmayı seviyorum ancak Tesirsiz Parçalar kitaplığımda kalmaya devam edecek mi? Emin değilim.