Ben Kirke'yi okurken Madeline Miller'ın diline aşık olup yazarın Ben Kirke'den yaklaşık 8 yıl önce yazdığı kitabı Akhilleus'un Şarkısı'nı okumaya karar vermiştim. Kitabı, Ben Kirke kadar sevemeyeceğimi düşünmüştüm ancak tam tersi oldu. Akhilleus'un Şarkısı bu güne kadar okuduğum en iyi mitoloji kitaplarından biri. Küçükken okuduğumuz masalların büyüleyici dünyasıyla içinde bulunduğumuz gerçek dünyanın karışımı ancak bu kadar güzel ve akıcı bir şekilde anlatılabilirdi.
Öncelikle şunu söyleyeyim, bu kitabı okumak için geniş çaplı bir Yunan mitolojisi bilgisine ihtiyacınız yok. Bu konularda bilginiz varsa yakaladığınız küçük detaylar hikayeye farklı bir gözle bakmanızı sağlayabilir ama şahsen ben, kitabı okuduktan sonra keşke Akhilleus'un hikayesini bilmeden okusaydım dedim.
Karakterlere gelirsek, benim en sevdiğim kişi Patroklos oldu.Gerek onun zayıf yönleriyle ve korkularıyla kendimi bağdaştırmam gerek cesareti ve tutkusu karşısında hayran kalmam olsun, Patroklos beni birçok yönden fetheden bir karakter oldu. Romanın karakterlerimizin çocukluğundan başlayarak geniş bir zaman aralığını anlatması 2 gün içinde onlarla beraber yeniden çocuk olup büyümemi sağladı. Kendimi tarihin en destansı olaylarından birine şahitlik edip trajik bir aşk hikayesinin ortasında debelenirken buldum. Patroklos ve Akhilleus'un o kadar sıcak ve büyüleyici bir hikayesi var ki bazen onların arasında fazlalıkmışım, o anlara tanıklık etmemem gerekiyormuş gibi hissettim. Ve en güzeli de, oturup 2021 yılında okuduğum bir kitaptan milattan önce yaşamış destan karakterlerinin aşkını ve mücadelesini tamamen anlayabilmem oldu. Belki de bu kadar zaman içinde çok da değişmemişizdir, özümüz hala aynıdır.
Kısacası kitaba bayıldım. Mitolojiyle ilgilenen, ilgilenmeyen herkese öneririm. Okurken kendinizi Truva Savaşında savaşmış bir kahraman, Antik Yunan'da yaşamış bir ölümlü gibi hissederken şu anki dünyamızın rahatlığının farkına varıp, elimizde olup da kıymetini bilmediğimiz şeylere ikinci bir gözle bakma imkanı bulacaksınız.