·432 syf.····Okunma: 18 Mayıs 2021 00:55 Bu kitabı da biraz daha farklı incelemek istiyorum.
Ancak öncesinde kısa bir yorum yapacak olursam dil ve anlatım olarak yeterli, gerçekçi, uzun bir süre akıcı olmayan, farklı olma çabasında ancak bütün olmakta başarısız bir kitap diyebilirim. Şimdi madde madde kitabı inceleyecek en sona da sürprizbozan* içeren ufak bir yorum bırakacağım.
.
Olay Örgüsü Örülürken İp Bitmiş de Farklı Bir İpe mi Geçilmiş?
Kitabın en zayıf halkası bana kalırsa olay örgüsü. Maalesef durumlar silsilesi kitabın ilk üç yüz sayfasına kadar ilgi çekici olmayı başaramamış. Kitap boyunca mütemadiyen artık bir şey olacak mı diye düşünürken buldum kendimi ve Şevket Kemal’in hayatının neden anlatılmaya değer olduğunu düşündüm. Akıcılığı uzun bir süre ara ki bulasın.
Bir kitabın akıcı olabilmesi için her paragrafın genel hikâyede önemli bir parça olduğunu hissetmesi gerekir okurun. Gelgelelim, tefrikalar Kum Tefrikaları* olana değin sayfalar geçti ve sadece o bölümlerde devamını okuma iç güdüsü ağır bastı. Bu bakımdan kitabın son bölümü daha iyiydi ancak sanki daha eksantrik ve önceki dokuya uyumsuz bir iple devam edilmiş hissi uyandırdı.
.
Yazarın Dili Gizli Silahı ama Çok Gizli!
Yazarın gayet okuması keyifli bir dili var. Cümleler yeri geldiğinde özellikle anlatıcının kendi hikayesi baş gösterdiğinde derinleşiyor, anlatım yer yer alışıldık olanın dışına çıkmayı başarıyordu. Ancak kitabın büyük bir bölümü Şevket Kemal’in tefrikalarından oluşuyordu ve bunların günlük gibi yazılması icap ettiğinden yazar dilinin hakkını verecek imkân bulamamış gibiydi ya da böyle hissettirdi.
.
Hikâye İnandırıcı (Fantastik ve Bilim Kurgu içeren son bölüm dışlandı.)
Kitabın son bölümüne kadar doğru kullanılan terimler, o dönemi okurun zihninde gerçekçi kılacak detaylar, tarihe referans veren dipnotlar, kelime seçimleri, karakter ilişkileri… Hepsi hikâye kahramanlarını ete kemiğe büründürüyor ve atmosferi canlandırmaya yetiyor. Bir yazar olarak her zaman dönem hikayelerine mesafeli kalmışımdır, çünkü bir yazarın tüm bunları aslına uygun ortaya çıkarabilmesi için ne kadar emek vermesi gerektiğini tahmin edebiliyorum. Ömür İklim Demir bu konuda gerçekten iyi iş çıkarmış.
.
Özgün ama Ne Pahasına?
Kitabı özgün buldum mu derseniz evet, ancak bu özgünlük zorlanarak ortaya çıkmış bana kalırsa. Yazar sanki uzun bir süre yazmış ve sonra “Artık bunu bir bağlamak gerek,” diyerek özgün final senaryoları düşünmüş, aramış ve sonra kurguyu update* etmiş. Ama kitabın büyük bir bölümü ile final arasında sağlam bir bağ kuramamış bu nedenle gerçekçilik, inandırıcı karakterler sonlara doğru büyük darbeler almış.
.
Özet Olarak,
Ben bu kitabı açıkçası başkasına önermem, çünkü dört-yüz-sayfalık zaman alıyor ve vadettikleri harcanan zamana benim nazarımda değmiyor. Tabii, bir ilk roman olduğunu düşünürsek, yazarın ileride daha etkileyici romanlar ortaya çıkaracağını ön görmek zor değil.
.
Olay Örgüsü 5/10
Dil ve Üslup 7/10
Karakterler 8/10
Tema 5/10
Özgünlük 8/10
Akıcılık 5/10
Gerçekçilik 9/10
.
Dikkat! Sürpriz Bozan Minik Yorum
Karakterimiz bildiğiniz üzere es kaza mataraya dolmuş ab-ı hayat suyundan içip yaşlanmaktan azade olmuş. Ancak yıllar geçerken bir şekilde hükümetler bu adamı takibe almamış, “Nasıl oluyor bu?” diye üzerine gitmemişler, ben böyle bir şey olsa o atı oradan ortaya çıkarmak, suyunu elde etmek sonra da atı klonlamak için yıllarca o bölgede kontrollü deneyler yapılırdı diye düşünüyorum (bir şey çıkmasa da yapılırdı, Elon Musk yapardı.). Ayrıca bu adamın da yaşlanmadığı çok hızlı fark edilmeliydi ve bu kitabı yazma fırsatı bulamadan hemen bir klinikte ölene kadar (ki ölmüyor kolay kolay bkz. Henrietta Lacks) deneye tabii tutulmalıydı. Tabi bence. Bir de söylemeden geçemeyeceğim, vurucu bir olay olsun diye herkes peş peşe öldü. Bu kadar tekrar da hayat pratiğine uygun gelmedi bana, bilemedim.