·272 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Mayıs 2021 20:12 Meyra ve nişanlısı Orhan, bisikletle Eskişehir Yazılıkaya'ya giderler. Orhan internetten tanıştığı kişilere Kral Midas'ın beşe bölünen haritasının bir parçasını satacaktır. Meyra bunu onaylamasa da onu yalnız bırakmaz.
Uzakta beklerken nişanlısının vurulduğunu duyar. Yanına gittiğinde Orhan'ı kanlar içinde bulur.
Psikiyatrist Umut arabasıyla Yazılıkaya'dan geçerken silahlı bir kadın arabasına atlar. Şoka giren kadına baktığında onun yıllar önce ayrıldığı Meyra olduğunu görür.
Umut'un arkeolog olan ev arkadaşı Arın, eniştesi ve profesör de işin içine girince her şey arapsaçına döner.
Hem tarihi eser kaçakçıları hem de arkeologlar Midas'ın haritalarının, dolayısı ile hazinenin peşindedir. Sonunda kazanan, Kralın hazinelerini bulan kim olacaktır?
Kitap çok heyecanlı başlıyor. Sürekli yükselen bir tempo ve akıcı anlatımla hemen kitaba tutunuyorsunuz. Meyra ile Umut'un geçmişteki ayrılığının ve Arın'ın ailesinin düşmanları ile ilgili sırların merak uyandırması güzeldi. Arın yan karakter gibiyken kitabın ileri sayfalarında büyük bir yer kapladı. Bir de Damla ortaya çıkınca Meyra ve Umut biraz arka planda kaldı sanki. Olayların Meyra ile yükselmesini bekliyordum oysa. Ama sonuç olarak okunmaya değer güzel bir çalışmaydı.
*Onu kaybetti, buldu ve yine kaybetti.
*Söyleyecek kelimeleri çoktu. Ancak konuşmaya gücü yoktu.
*Ona göre iyi ve kötü insan yoktu. İyiye bulaşmış kötüler, kötülüğe bulaşmış iyiler vardı.