"Babanız içerde şiir yazıyor diye çocuklarımı sessiz ağlattım ben."
Hatice Erbaş'ın bu cümlesi ilk sayfadan hakikatli bir tokat savuruyor insana. Şükrü Erbaş'ın her şiirinde kendinden bir parça bulabilir insan, bulmak istiyorsa. Ancak bu kitap farklı. Bu kitap, sevginin büyüklüğünü insana buz gibi bir gerçeklikle öğretiyor: Ölüm gerçekliği.
Erbaş, eşinin ölümü ardından duyduğu acıyı kendi deyimiyle 'harflerden binlerce Hatice yaratarak' yüreğinde büyütüyor, bu yangına bizi de dahil ediyor.
Bir ağıt, bir mersiye ya da büyük bir acının izleri olarak adlandırabileceğiniz bu kitabı okurken, insanın nefesi boğazına ne kadar düğümlenebilirse o kadar düğümleniyor. Demek ki sevgi, bazı bedenlerde böyle yaşıyor.
"Canım ne kadar acıyorsa sözüm o kadar üşüyor. Ömür Hanım, Şahgülüm, Köroğlu'm... sana bir nefes olamayan şiirden de geçtim."