·438 syf.····Okunma: 19 Mayıs 2021 18:15 yaşar kemal'in bu toprakların kültüründen, insanlarından aşklarından, tarihinden; kelimeleriyle betimlemeleriyle çıkardığı zulme karşı başkaldıran hatta bazen başkaldıranlara bile başkaldıran ince memed'in öyküsü...
kitabı okurken adı geçen dikenlidüzü köyü, ali dağı, anavarza, değirmenoluk köyü... hepsi gerçek. adı geçen bu yerleri görünce haritalardan bakıp betimleme şekliyle şu anki fotoğraf arasındaki farklar çok. zar zor çıkılan ama mağarasına hiç kimsenin inmeye cesaret edemediği ali dağı'na şu an bir araba ile toprak yoldan gazlayarak çıkabilirsiniz mesela. hatta kitaptaki insan betimlemeleriyle şu an ki insanlar arasındaki farklar ali dağı'ndakinden çok daha fazla. o zamanlar ince memed'in arkasında ciddi bir halk sevgisi ve desteğin varken günümüzün sahipleri abdi ağalar arkasındaki soytarıları da onlara alkış tutmuş. hani yaşar kemal gerçek hayranları der ya "siz ince memedi yolda görseniz ihbar edersiniz." tam da böyle bir dönem yaşıyoruz.
kitap ince memed'in kahramanlık öyküsünün yanında anadoludaki toprakların nasıl paylaşıldığını da gösteriyor. osmanlı dönemi ve cumhuriyet'in ilk yıllarında iskan politikasiyla sürülen ermeni halkının arkasında kalan toprakların yerli halk arasindaki paylaşımı, o zamanın koşullarında devlet işlerine akıl erdiren abdi gibi ağaların köylüleri kandırarak tapuları üstüne alıp aynı köylüleri kendi topraklarında ağır şartlarda çalıştırması, ya da bir türlü yerleşik hayata geçemeyen kazanoglu avşarlar gibi aşiretlerin zor kullanılarak çukurovaya yerleştirmesi de tarihin karanlık sayfalarını aydınlatıyor.
normalde kitabı okurken elimden kalemi eksik etmem ve önemli gördüğüm her yeri çizerim ancak, bu kitabın altı çizilecek bir kitap olmadığını anlamak için 30 sayfa okumak yetti. bu kitapta felsefik bilgi, güzel söz, beylik laf, falan yok. çünkü bu kitap çukurova'yı anlatıyor, çünkü olduğu gibi anlatıyor, değiştirmiyor, belki üstten üstten anlatsa bilmiş bilmiş yazsa altını cizecek üç beş kelime bulurdum ama karşımızda tamamıyla halkla içiçe geçmiş bir anlatım var. Okurken sadece komşundan ailenden dedende duyduğun ama kullanmadığın bir kelime görünce yüzünde bir tebessüm bırakıyor, o kadar.
en acı olanı da ince memed'in türkiye'de çekilen bir filmi yok. ingiliz-yugoslav ortak yapımı "memed my hawk" diye bir film var sadece. evet evet çukurova'nın ceyhan nehri'nin anavarza'nın olduğu yerde değil bambaşka bir yerde, başka gelenekten gelen, başka dili konuşan yönetmenler, türkçede bile olmayan yöresel dilde bir anlatımı olan ince memed filmini çekiyor. tabii ki çekebilir, sitemim sadece buradaki yönetmenlere. youtubeden memed my hawk'ın "türkçe dublajlı" birkaç sahnesini izledim ve tahmin edileceği üzere çok kötüydü.
kitabı bitirdekten sonra grup yorum'dan yada zülfü livaneli'den ince memed türküsü muhakkak dinleyin, ayrı bir tat veriyor.
son olarak adana demirspor'un stadda açtığı pankartta yazan cümleyi aktararak yaşar kemal'i saygıyla anıyoruz..
"İÇİMİZDE YAŞAR KEMAL"