·130 syf.····Okunma: 20 Mayıs 2021 15:33 "Seni senden uzaklaştıran ne varsa ondan uzaklaş!" Dinimizin emrettiği okumak eylemini yapabilmek için yazarın bahsettiği uzaklaşmayı kesinlikle uygulamaya koymamız gerekiyor. Uzaklaşmak, arınmaktır. Ve insan uzaklaştıkça yakınlaşır. Neden dinimizin emrettiği okumak ve neden uzaklaşmak? Dinimiz sadece kitabı okumayı değil; dünyayı, kainatı, hayatı kısacası her şeyi okumayı emreder. Uzaklaşmak ise, dünya telaşından sıyrılıp beni, benden sonra da çevreyi yetiştirme uğraşıdır. Uzaklaşarak okumak hayattan sıyrılıp yeni bir hayat inşa etmeye yol açar ki, bu en güzel yoldur. Bu yola talip olmak ve yola revan olmak için lazım olan ilk şey aşktır. "Mecnun olmayana Leyla görünmez. (Sf. 106)" Leyla'ya gitmek için Mecnun olmak şarttır. Kays elbisesini çıkarıp Mecnun üryanlığına bürünmek gerekir. Aşk kapısını tıklattıktan sonra, önemli şeyler önemini yitirmeye, değerli şeyler daha da parlamaya başlar. "Önemli olana değil, değerli olana yönel, çünkü önemli olan geçip gider ama değerli olan daima kalır. (Sf. 114)" İşte bu değerler manzumesinin efsunu içinde yerle bir olmalı insan, yeniden doğabilmek için. Çünkü yeniden doğuş amacın ne olduğunu anlamak için en önemli rehnümalardan biridir. "Büyülenmek yaralanmak demek, yaralanmadıkça kanatlanamaz insan. (Sf. 49)" Kanatlandıktan sonra da yürümek ister insan, uçmaktan ziyade. Çünkü yaralandıkça yara alan yerlerin, özellikle kalbin, kıymetini anlar ve ona göre adım atmaya başlar. Artık neleri kaybedebileceğini ve tenin kalıcı değil gidici olduğunu yaşayarak görmüş olur insan. Yollar, önce dikenlerden sonra güllerden daha sonra yine dikenlerden ondan sonra... Hep bu ikilemde gider gelir. Bu gel gitler arasında insan para ile satın alamayacağı şeyler kazanır ki, en önemlisi 'terbiye'dir. "Yürümeye devam et, yol insanı terbiye eder. (Sf. 124)" Tüm bu uğraşlar içinde insanın kendisini tanıması için düşmesi gerekir. Sadece kendisini değil, çevresini tanıması için de bu şarttır. Zira düştüğünde kalmak için gücü olması gerekir insanın. Bir de onu kaldıracak bir çevreye ihtiyaç duyar. O anda anlar işte dünyayı. O anda anlar işte nerede, nasıl, kiminle, ne amaçla var olduğunu ya da yok olduğunu. O yüzden karanlık insanın kendi aydınlığına yol açar. "İnsanın yazgısı böyle, kendisiyle hep karanlıkta karşılaşır. (Sf. 121)"
Ve böylelikle yeni bir hayata hem sahip hem ait olur insan... "Yaşama başkalarınca ve önceden verilmiş bir anlamı üstlenmek zor değil, zor olan ona kendince ve yeniden anlam verebilmek. (Sf. 2)"