·232 syf.····Okunma: 21 Mayıs 2021 10:30 Efendim, #Benbirkediyim #Sanşiro kitaplarından sonra #Gönül , #NatsumeSoseki’den okuduğumuz üçüncü eser oldu. Natsume Soseki ile ilgili konuşmadan önce çok önemli bir detayı iyice özümsemek gerekir. 1905-1916 yılları arasında yazılmış Japonya’nın ilk modernleşme döneminde kaleme alınan eserlerden bahsediyoruz. Bizim edebiyatımızda 2.Meşrutiyet döneminin, Türkçeyi yabancı dillerin etkisinden uzaklaştırma ve içerikte halkın sorunları ile yerli yaşamın oluşturduğu Millî Edebiyat akımına denk geliyor, örnek Ziya Gökalp’in ilk dönem eserleri. Kısaca söylemek gerekirse, Murakami ile Soseki’yi karşılaştırmak, Ziya Gökalp ile Hakan Günday’ı karşılaştırmak gibi olur, gerek yok efendim beyhude davranışlara...
Ben kişisel olarak bu kadar sevdiğim insanlarla birlikte bu deneyimi yaşamış olduğum için çok mutluyum.Soseki modern Japon edebiyatının en önemli isimlerinden, buna rağmen bir kaç alıntı dışında yüreğime nokta atışları yapamadı. Olay örgüsü son derece basit karakterlerin neye hizmet ettiği belirsiz. Evet, o dönemin koşullarında yazılmış hiciv yazıları olduğunu anlıyorum, ama böyle olsa bile, başlığı belki de Japonca dilindeki en sevdiğim kelime olan bir edebiyat eserinin biraz daha ruhuma dokunmasını, en azından okunma aşamasında bu kadar sıkıcı olmamasını beklerdim. Bu sefer de aradığımızı bulamadık Soseki sensei.
‘Meiji dönemi Japonya’sında çağdaş Japon edebiyatı’ konulu tez yazan dostlar varsa, onlara tavsiye ederim.... Diğer takipçilerime tavsiye etmem bu kitabı. Çeviri konusunda ise Japonca orijinalinden yapıldığı hususuna sevinerek, demokratik olarak susma hakkımı kullanıyorum.
8.4 puanı var yahu kitabın...Neye verdiler acaba bu 8.4 ü? Kitapla kalın canlarım.
Mata ne...
Japon balığı...