Puan vermedi·304 syf.····Okunma: 21 Mayıs 2021 21:25 "Hayvanlar, yaşadıkları ülke hakkındaki gerçekleri gösterir."
Sessiz, sakin ve içine kapanık biri olarak bilinen Janina, Polonya'nın bir köyünde yaşıyordu. Janina kışı, o yaylada geçirmeye cesareret eden üç kişiden biriydi. Garip, Koca Ayak ve Janina.. Yaylanın sert geçen kış sakinleri işte bu kadardı. İsimler size de garip geldi değil mi? Ama buna Janina'nın oldukça basit bir cevabı vardı. İsimlerin kişileri yansıttığı çok az görülmüştür. Bu yüzden Janina kişileri onlarda dikkatini çeken ilk şeyle isimlendiriyordu.
Garip, Janina'nın ara sıra sohbet edebildiği komşusuydu. İsmi kişiliğini az çok ele verse de bunun dışında oldukça ketum ve düzenli biri olduğunu söyleyebiliriz.
Janina'ya da bizler bir isim verecek olsak sanırım İlginç diyebilirdik. Astrolojiye merakı sıradan bir merak değildi. Ayrıca sık sık insanların doğum tarihini de bilmek istiyordu. Yıldız fallarına bakabilmek için.. Janina komşularının evlerine onlar yokken göz kulak olmak gibi bir iş de edinmişti. Kendini köyden, yaşadığı çevreden sorumlu hissediyordu. Ayrıca vejetaryen olan Janina hayvanlara karşı çok duyarlıydı. Bu durum onun yaşadığı yerde mutlu olmasını gitgide zorlaştırıyordu. Çünkü avlanmaktan zevk alan birçok kişi vardı yaşadığı yerde. Bu da Janina için çok fazla hayvan tuzağı ve hayvan cesedi görmek demekti. Uyarıları ve şikayetleri de ne yazık ki bir işe yaramıyordu..
Koca Ayak ise ne dost ne de doğa canlısıydı. Çevresindekilere karşı kaba ve onu besleyen doğaya ise zalimdi.. Aile veya akrabaya dair bir iz yoktu. Ve sonradan aile yerini tutabilecek bir çevre edinebilme kapasitesine de sahip değildi. Sonuç olarak yalnız ve öfkeli bir adamdı..
Janina, bir gece komşusu Garip'in vermiş olduğu haberle yaşadığı stabil hayata veda etmişti. Komşusu Koca Ayak ölü olarak bulunmuştu.. Biraz korku biraz da tiksinti hissettiği adam artık ölmüştü. Anlaştıkları ve arkadaş oldukları pek söylenemezdi. Duygularını ifade etmek güçtü ama kim bu şekilde bir ölümü hak ederdi ki?
Sonuç olarak Koca Ayak ölmüştü. Ölüm herkes içindi. Ve geri kalanlar da hayatına devam edecekti. Ancak devam etmek pek de kolay olmayacak gibi görünüyordu.. Koca Ayak'ın ölümü korkunç olaylar silsilesinin başlangıcı olabilir miydi?
Janina garip bir şeylerin döndüğunü, yaşanan ölümlerin bir intikam olduğunu düşünmeye başlamıştı ve bunun için yeterli kanıtları da olduğunu düşünüyordu. Bu işin peşini bırakmayacak ve araştıracaktı. İşler herkes açısından karmakarışık olmaya başlamış ve özellikle de Janina olayların tam ortasına düşmüş görünüyordu..
'Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde' uzun zamandır okumadığım bir tür olan polisiye-gerilim türünde. Kitap, Nobel Edebiyat ödülü almış bir yazarın elinden çıkıyor. Tasvirler ve karakterlerin tanıtımı çok iyiydi. Bu durum karakterlerin çoğunu tanıyormuşum gibi hissetmeme neden oldu. Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde okumuş olduğum diğer polisiye romanlarına benzemiyor. Onlarda sürekli bir gerilim ve heyecan hissediliyordu. Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde ise ara sıra hoş bir durağanlık ve olumlu, sıcak duygular da geçiyordu okuyucuya. Polisiye-gerilim türü deniliyor ancak tam olarak bu sınıflamaya dahil edemiyorum kitabı. Tam tersini söylemek de güç. Sadece farklı bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca kimileri için tahmin edilebilir olan kitabın sonu benim açımdan tatmin ediciydi. Kitaptaki başkarakter astrolojiye oldukça bağlı olduğundan astroloji ile ilgili bilgiler de fazlaca yer kaplıyor kitapta. Ancak bu durum hiç de rahatsız edici değil aksine benim için hoş bir değişiklik oldu. Kitabın sonunda ise tam olarak ne hissedeceğimi bilemedim ve ikilemde kaldım. Bu da benim gözümde kitabı daha iyi bir yere taşıdı diyebilirim.
Yazarın kitapta vermek istediği mesajlar, üzerinde durduğu konular da dikkat çekiciydi.
Yazar hikayesiyle içinde bulunduğu evrende küçücük bir yer kaplayan insanın, her şeyi kendi malı sanması ve bunun sonuçlarını düşünmeden her şeyi nasıl tahrip edebildiğine vurgu yapıyor. İnsan, kendisinin de sadece "düşünen bir hayvan" olduğunu unutup doğa ve canlılar üzerinde hâkimiyet kurduğunu, daha doğrusu kurabileceğini düşünüyor. Bu çabaların sonucunun dönüp dolaşıp kendisine zarar vereceğinin ise farkında bile değil...
Bu kadar kendini beğenmiş ve bencil olabilmeyi nasıl başarabilmişti insan? Her şey insanlara ait ve insanlara hizmet etmeli algısı nasıl ve ne zaman yerleşmişti? Ve tüm bu şeyleri gerçekleştirirken ne kadar da korkunç, vahşi ve zalim olabiliyordu...
Astrolojiden, yıldız fallarından ve hayvanlardan bolca bahsedilen bu ilginç kitaba bir şans verebilirsiniz.
Keyifli okumalar.