·304 syf.····Okunma: 22 Mayıs 2021 23:07 Pdf kitap okumaktan nefret ederim. Tutamıyorum, kokusunu alamıyorum, sayfalar onları okuduğumu kanıtlarcasına buruşmuyor.
Ama neden bilmiyorum, kitabın ismi dikkatimi çekti ve birkaç sayfasına göz atmak istedim. Beni bu kadar etkileyeceğini gerçekten düşünmemiştim.
[Spoilers]
Ana karakterimiz Nora, hayatta yolunu kaybetmiş, artık kimsenin ona ihtiyacı olmadığını hissettiği, her şeyin üst üste geldiği bir günde hayatını sonlandırmaya karar veriyor. Kızı suçlayamıyorsunuz, hissettiği yalnızlığı, umutsuzluğu, eksikliği yazar o kadar iyi betimlemiş ki. Okur olarak, Nora'yı kendisini öldürmemesi için nasıl ikna edebilirdim, inanın bilmiyorum. Yalnız yaşayan, zaten tatmin olmadığı işinden kovulan, verdiği piano derslerine artık gerek kalmadığı söylenen, kedisi ölen, komşusuna yaptığı en küçük yardıma bile artık ihtiyaç kalmadığını duyan bu kadının yaşamak için ne gibi bir nedeni olabilirdi ben de bilemedim.
Herneyse, Nora birkaç antidepresanı ardı ardına içtikten sonra hala pijamalarının içinde sokakta dolaşmaya başlıyor, ve adımları (biraz da merakı) onu uçsuz bucaksız, yemyeşil kitaplarla dolu bir kütüphaneye götürüyor. Geceyarısı Kütüphanesine.
Kütüphane ölüm ve yaşam arasındaki bölgeyi, (arafı?) temsil ediyor. Nora'nın okuldayken kendisine arkadaş edindiği kütüphaneci Mrs Elm ise, kitap boyunca Nora'ya yol gösteriyor. Her kitap, Nora'ya başka bir alternatif yaşam ihtimalini sunuyor. Eski nişanlısından ayrılmasaydı ne tür bir yaşama sahip olabileceğini ya da yüzmeye devam etseydi Olimpiyatlar'a katılıp katılmayacağını öğrenebileceği bir sürü alternatif hayatı kısa süreliğine tecrübe edebileceği bir fırsat tanınıyor.
Kitabın sonu biraz tahmin edilebilir olsa da, bu kitabın özgünlüğünden bir şey götürmüyor. Nora bir hayattan diğerine atlarken kendini tam olarak tatmin eden bir hayat bulamıyor, çünkü farklı yaptığı her küçük eylemde başkalarının hayatları da kendisininkiyle birlikte değişiyor. Örneğin, kardeşi kendi hayatında hayattayken, beraber kurdukları müzik grubuyla ünlendikleri alternatif hayatta uyuşturucudan ölüyor. Ya da babasının hayatta olduğu alternatif bir hayatta annesinin aldatıldığını öğreniyor. Bunun gibi değişimler yüzünden Nora "mükemmel" hayatı bulamıyor ve son olarak anne olduğu bir hayatı da gördükten sonra, gerçekten ölmek istemediğine karar veriyor. Kütüphane yerle bir olurken Nora kendi hayatına geri dönüyor ve komşusunun da yardımıyla hayatta kalıyor.
Benim ilgimi çeken, romanın kurgusunun Erwin Schrödinger'ın kuantum fiziğine dayanan kedi deneyinin üzerine kurulmasıydı. Yani evet, kitabı fantastik olarak nitelendirebiliriz ama aynı zamanda gerçek bir deneyden ilham alınmış.
Kedi hem ölü, hem de canlı olabilirdi. Nora da aynı şekilde. Tamamen ihtimaller ve farklı perspektiflere dayalı bir konu. Hugo'nun sözlerinden açıklamam gerekirse: Bilim, ölüm ve yaşam arasındaki alanı gri bölge olarak nitelendiriyor. Yani bu bölgede tam olarak ne hayatta olduğumuz, ne de ölü olduğumuz söylenebilir. Bu gri bölgede hepimiz Schrödinger'ın kedisine dönüşüyoruz diyebiliriz. Bu sırada devreye giren kuantum dalgalarıyla ortaya çıkan farklı yaşam ihtimalleri gerçekten var olabilir mi, bilemeyiz. Yine de üzerinde düşünmesi keyifli bir konu.
Hikaye bazı noktalarda kendini tekrar etse de, yine de sonuna kadar akıcılığını sürdürüyor.
Bilmediğim kelimeler çıktı tabii ki, ama Yandex ve Google çeviri çağında yaşadığımızdan bir problem doğurmadı benim için, zaten kitap gayet anlaşılabilir bir İngilizce'yle yazılmış.
Benim gibi eski kafa bir okuru pdf formatında bile kendine bağladığına göre okunmaya değer bir roman olduğunu düşünüyorum. :)