Agatha Christie ile ilk tanışmam olan On Küçük Zenci kitabıyla geldim karşınıza.
Kitaba başlarken daha okuduğum tekerlemeden çok etkilendim çünkü kitabı özetler gibiydi. Kimsenin yaşamadığı tam olarak sahibininde bilinmediği ortasında insan kafasına benzeyen siyah bir taş olan bir adadır burası. Seçilen on kişiye adaya davet edilen mektuplar gider. Seçilen on kişi günü geldiğinde önce tren yolcuğu , kimi arabasıyla ve sonra teknelerle adaya geçerler sahibi hakkında evin hizmetçileride dahil kimse bilgi sahibi değildir. Bu on kişi alalade seçilmiş kişiler değildir. Her birinin yargı önünde suçsuz olduğunun söylendiği ama ilahi adaletin kırbacını kendi kuşanmak isteyen bir katilin bu insanların canına nasıl ustaca aldığını konu alan muhteşem kurguya sahip bir polisiyedir.Polisiyelerin kraliçesi boşuna dedirtmeyen harika bir kitap gerçekten polisiye kitap severler mutlaka okuyunuz.
Mutlulukla ve Kitapla kalın dostlar....
On Küçük Zenci yemeğe gitti,
Birinin lokması boğazına tıkandı. Kaldı dokuz.
Dokuz Küçük Zenci geç yattı,
Sabah biri uyanmadı. Kaldı sekiz.
Sekiz Küçük Zenci Devon'u gezdi,
Biri geri dönmedi. Kaldı yedi.
Yedi Küçük Zenci odun yardı,
Biri baltayı kendine vurdu. Kaldı altı.
Altı Küçük Zenci bal aradı,
Birini arı soktu. Kaldı beş.
Beş Küçük Zenci mahkemeye gitti,
Biri idama mahkûm oldu. Kaldı dört.
Dört Küçük Zenci yüzmeye gitti,
Birini balık yuttu. Kaldı üç.
Üç Küçük Zenci ormana gitti,
Birini ayı kaptı. Kaldı iki.
İki Küçük Zenci güneşte oturdu,
Birini güneş çarptı. Kaldı bir Zenci.
Bir Küçük Zenci yapayalnız kaldı.
Gidip kendini astı. Kimse kalmadı.