·184 syf.····Okunma: 23 Mayıs 2021 04:13 Hakkında yüzlerce makale ve tez yazılmış, eleştirel tartışmalara konu olmuş ve birçok filme ilham vermiş bir eser. Kıyamet (Apocalypse Now) filmi, bu eserden esinlenen yapımlar arasında bana göre en iyisi. Filmi izledikten sonra kaynağının bu kitap olduğunu öğrenince, eseri okumak istedim.
Kitaba değinecek olursak; yazarın kendisi de bir denizcidir ve 1890’ların sonunda yaptığı Kongo yolculuğundan esinlenerek bu kitabı kaleme almıştır. Ana karakterin hatıraları üzerinden ilerleyen eser, uzun betimlemeleri ve hayatı sorgulatan, ağır anlatımıyla dikkat çeker.
Eserde sömürgecilik kavramı, Avrupalı devletlerin iki yüzlü ve acımasız yüzü üzerinden ele alınır. “Medeniyet götürme” yalanıyla, klasik medeniyet mefhumundan habersiz toplumların nasıl istismar edildiği gözler önüne serilir. Yazar, emperyalizmi kendi bakış açısından anlatırken eleştirel yönünü çok belirgin şekilde ortaya koymaz. Aksine, Afrika yerlilerini barbar olarak niteleyen ve onları hayvansal betimlemelerle tasvir eden bir dil kullanır. Hatta bazı anlatımlarından yazarın ırkçı olduğu sonucu bile çıkarılabilir. Afrika’nın Avrupalılar için bilinmez oluşu, kitabın adında geçen “karanlık” kelimesiyle de sembolize edilir.
Ana karakterin, yabanilik ve yalnızlık içinde akıl sağlığını yitirme noktasına geldiği anlarda yaptığı iç sorgulamalar oldukça dikkat çekicidir. Bunun yanında Kurtz adında bir başka karakter vardır ki, adeta ilahi bir konuma yükseltilmiş, herkesin dilinde bir mite dönüşmüştür. Ona ulaşma süreci ve ana karakterin Kurtz’e duyduğu merakla onu giderek kutsallaştırması son derece çarpıcıdır.
Kurtz; maddi çıkarların peşinde koşan sıradan bir Avrupalı sömürgeci midir, yoksa toplumsal kurallardan kopmuş ve kendini tamamen o coğrafyayla özdeşleştirmiş bir insan mı? Karar sizin.