·352 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Mayıs 2021 01:42 Bomba gibi biten ikinci kitap sayesinde bu kitabı okumak için çok heyecanlıydım ama bir yandan da Rafa'nın sahnelerinin az olacağını tahmin ettiğim için ufak bir hevessizlik içindeydim. Fakat kitaba başlayınca bu hevessizliğimin boş yere olduğunu anladım zira Rafa'nın yokluğu hissedilir olsa da kitapta o kadar çok heyecanlı ve ters köşe olay yaşandı ki bir an bile sıkılmadım. Özellikle bazı insanlar yüzünden (şüphelendiğim ve şüphelerimde haklı çıktığım insanlar da dahil olmak üzere) büyük şaşkınlıklar yaşadım.
Ayrıca bu kitapta öteki Refaimleri de iyice tanımış ve Tapınak hayatının nasıl olduğunu görmüş oldum. Bazı konular hâlâ gizemini koruduğu için kendimi Dışlanmışlara yakın hissediyordum ama Refaimleri tanıdıkça onları da sevmeye başladım.
Dürüst olmak gerekirse Rafa'yı ve Rafa ile Gaby'i bir arada okumayı çok özledim. Ayrıca sahneleri az olduğu için bu ikiliye ikinci kitaptaki kadar da yükselemedim. Ama var olan sahneleri yine defalarca kez okunacak kadar güzeldi. Öyle olunca az olsun, öz olsun diyerek kendimi teselli etmeye çalıştım.
Yalnız o son sahne neydi öyle ya? Uzun zamandır yaşanmasını istediğim bir olaydı ama hiç beklemediğim bir anda şak diye ortaya çıktı. Deli gibi merak ediyorum bundan sonra neler olacağını.
Not: İlk iki kitap ile bu kitap arasındaki süreçte ne oldu da çevirmen, Rafa'nın "Sarı Lüle" dediği Jason'u "Goldilocks" yaptı, çok merak ediyorum. Kitabın çevirmeni değişti sandım, inanır mısınız? Aynı çevirmen neden farklı çeviri yapsın dedim. Ama değişmemiş. E, o zaman bu durum neden yaşandı? Evet, bu küçük bir detay gibi görünüyor ama Goldilocks kelimesini her gördüğümde yüzümü buruşturduğum gerçeğini de değiştirmiyor.