·494 syf.····Okunma: 13 Şubat 2021 16:56 Tarihi kurgu okumayı seven birisi olarak bu kitap benim favorilerim arasında yerini aldı. Beni Kırım’ın güzel bir köyünde nefes aldırdı, tütün ektirdi, bostanı sulattı. Bekir ile tarladan tütünleri aranlara ben taşıdım. Sofada sofrayı ben kurdum. Enver oğlunu kaybettiğinde mezarına toprağı ben attım ve en sonunda da onlarla beraber, tüm Kızıltaşlılarla beraber, ben de vatanımdan sürüldüm. Kitap bittiğinde ben de vatanım ellerimden kaymış gibi hissettim ama bütün bu hayranlığıma rağmen eksik bulduğum ve eleştirmek istediğim iki tarafı var. İlki Rusların duygu ve düşüncelerine tam olarak ulaşamıyor oluşumuzdu, Ruslar bu romanda figürandı ama fikrimce Rusların duygu ve düşüncelerine daha fazla hakim olsaydık bir okur olarak romanın içinde daha fazla yer edinebilirdik. Gerçi böyle olsaydı da o zaman yeteri düzeyde bir Kızıltaşlı olamamaktan korkardım sanırım. İkinci eleştirimse Kırım Tatarlarının günlük yaşamları dışından örf, adet ve törelerinin bize fazla gösterilmemiş olmasıydı. Giyim kuşam, düğün, müzik, bayramlar gibi çoğu millette olan adetlerin Tatarlarda nasıl meydana geldiğini detaylı bir şekilde göremedik. Bunu da romanın asıl amacından sapmaması için işlenmediğini düşünerek savunuyorum. Bana tarihin tozlu sayfalarından bir vahşeti anlattığı, bildirdiği ve beni Kırım Tatarlarının içine sokup onları çok sevmemi sağladığı için Onlar Da İnsandı adlı romanın yazarı Cengiz Dağcı’ya saygı ve minnet duyuyorum.