Laiklik, İslamiyetin Güvencesidir
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2021 01:07
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk bu eserinde laiklik kavramının ne olduğunu ve ne olmadığını okurlarına anlatırken, Kuran’ın işaret ettiği yönetim anlayışında laikliğin nasıl ifade edildiğini de ayetlerle ortaya koymuştur. Yıllarca okullarda öğretilen ‘laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.’ Tanımının ne kadar yetersiz olduğunun altının çizen Öztürk; laikliğin din ve inanç özgürlüğünü garanti altına alan en önemli ilke olmasının yanında, Kuran’ın Hz. Peygambere yönetim(in)de şû’ra ve beyat ilkelerini esas almasını öğütlerken herhangi bir din ve inanç ayrımı yapmaksızın, yönettiği topraklardaki herkesin görüşlerine başvurmasını emrettiğini ifade eder. Şû’ra kelimesinin müşavere, istişare gibi kelimelerle aynı kökten geldiğinden hareketle de, Kuran’ın önerdiği yönetim anlayışının ortak akıl, ortak karar verme anlayışının benimsendiği demokrasi ve Cumhuriyet yönetim biçimi olduğu ortaya konmaktadır eserde. Demokrasinin temel ilkesinin her vatandaşın eşit haklara sahip olması durumunun da ancak laik bir anlayışla hayata geçirilebileceğini söylemektedir Yaşar Nuri Öztürk. Tüm bunların yanında, laiklik karşıtı uygulamaların aslında düpedüz Kuran dışı uygulamalar olduğunu yine ayetlerden yola çıkarak anlatan eserde, Emeviler'den başlayan ve Osmanlı Devleti'nde de devam eden siyasal İslam'ın, başka bir ifade ile 'yöneticinin Allah adına / Allah'tan aldığı yetkiyle / Allah'ın gölgesi olarak ülkeyi yönetmesi' anlayışının Kuran'ı Kerim'in bizzat yasakladığı bir uygulama olduğunu ayetlerin ispatıyla ortaya koymaktadır. Kuran'ı Kerim'in peygamberlik döneminin bittiğini söylemesinin iki şekilde yorumlanabileceğini ifade eden Öztürk, ilk yorumu İslam'ın anıt müfessirlerinden Muhammed İkbal'e atıf yaparak açıklar. İkbal'e göre bunun anlamı, insanlığın artık kendisini kendi kuvvetleriyle yönlendirebilecek bir tekâmül düzeyine gelmiş olmasıdır. İkinci yorumu ise yönetim erkinin arkasında Tanrısal veya kutsal dayanak gören anlayışın, yani teokrasi döneminin bittiği şeklindedir. Genel bir toparlama yapacak olursak, Allah'ın son kitabı Kuran'ı Kerim, Allah'ın elçisine son kez kullarını kendisi adına, doğruya yöneltmek üzere yönetmesi yetkisini vermiştir. Allah Hz. Muhammed'den sonra hiçbir kuluna kendisi adına / kendisinin adıyla ülke yönetme yetkisini vermemiştir. Yine aynı Kuran'da Allah, Hz. Muhammed'e dahi ülkeyi yönetirken kişiler arasında ayrım gözetmeksizin ülke halkının tamamının görüş ve önerilerine başvurmasını öğütlemiştir. Sadece bu noktanın altını çizdiğimizde dâhi görmekteyiz ki; bizzat Allah indirdiği kitap ile halifeliğin, din / Allah adına (adını kullanarak) insanları yönetmeyi yasaklamıştır. İşte bu yasağın uygulama garantisi de bizzat laikliğin kendisidir. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk de, Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'ün tabiri ile gerçek bir Müslüman, muhteşem bir müçtehit olan Mustafa Kemal Atatürk de, İslam'a hak ettiği değeri kazandırmak ve İslam'ı Batı toplumlarına rağmen yüceltmek adına Cumhuriyet'i kurmuş, halifeliği kaldırmış, Kuran'ı Kerim'i Elmalılı Hamdi Yazır'a tercüme ettirerek Türk milletinin İslam dinini anlayarak öğrenmesini ve uygulamasını hedeflemiş, ardından hadislerin derlendiği bir eser daha bastırmış ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kurdurmuştur.
Din
Kur'an Verileri Açısından LaiklikYaşar Nuri Öztürk · Yeni Boyut Yayınları · 200329 okunma
·
140 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yani laiklik kısaca cumhuriyet ya da demokrasi mi demektir?
Ü. Z.
Gönderi Sahibi
Evet, öyle de diyebiliriz.
Ü. Z.
Gönderi Sahibi
Yazara (eserde ifade ettiği diğer cümlelerden hareketle) dair de birkaç şey söylemek gerekli diye düşünüyorum: Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün Kuran Verileri Açısından Laiklik kitabı ‘laiklik’ kavramının dini temelde ele alınışı açısından muhteşem bir eser. Daha önce de okumuştum, şimdi yine altını çizerek, notlar alarak okudum. Laiklik dendiğinde aklıma gelen üç beş eserden biri olduğu için ve laiklik denen şeyin ne kadar önemli ve elzem olduğunu hatırladığım her durum ya da olayda tekrar dönüp okuyasım geldiği için olsa gerek, kütüphanemin en değerli parçalarından biri bu kitap. Tabii bu noktada Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün tüm eserlerinin her birinin ayrı derecede hayati öneminin ve benim gözümdeki yüksek değerinin de altını çizmeliyim. Merhum Yaşar Nuri Öztürk Cumhuriyet rejiminin bizzat Kuranı Kerim’in önerdiği yönetim biçimi olduğunun altını her fırsatta çizen, yazdığı tüm kitaplarda, katıldığı tüm TV programlarında bu düşüncesini Kuran ayetleriyle destekleyerek anlatan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de İslam’ın en büyük savaşçılarından biri olduğunu haykıran biriydi. Atatürk’ü din düşmanı, İslamiyet düşmanı, diğer dinlerin ajanı olarak niteleyenlere her fırsatta ateş püsküren Öztürk, Atatürk'ün İslam’ın özünü anlamış, anlamakla da yetinmemiş, Cumhuriyet’i kurarak ve sonrasındaki devrimleri gerçekleştirerek Kuran ehli bir Müslüman olduğunu apaçık ortaya koymuş bir şahsiyet olduğunu düşünmekteydi. Öyle ki; İslam ülkelerinin medeniyette ve teknolojide geri kalmışlıklarından yalnız ve yalnız Atatürk’ün yolunu izleyerek kurtulabileceğini iddia etmekteydi. İslam’ın yükselişi veyahut daha alçak seviyelere inişinin, İslam ülkelerinin büyük önder Atatürk’ün reçetesine uyup uymadıklarına bağlı olduğunu söylüyordu. Ülkemizdeki kötü gidişatın sebebinin de Atatürk’ün, başka bir ifadeyle Kuran’ın işaret ettiği yönetim anlayışından uzaklaşılması olduğunu söylüyordu sıkça Öztürk.