Gönderi

Puan vermedi·224 syf.··
2021 22. kitabı
Yazarın hayat hikâyesinden sonra, Marc Nichanian'ın sunuş yazısıyla başlıyor kitap. Kitabın Ermenice orijinal adı Angudi Siraharner olan Meteliksiz Âşıklar'da, 19 yaşında, öğrenci Sur'la, 1944 yılında Yunanistan'dan Fenerbahçe'ye gelerek kapıcılık işine başlamış bir ailenin kızı Norma'nın aşkı çerçevesinde gelişen olaylara tanıklık ediyoruz. Sur'un babası Kevork efendi taşralı bir Ermeni. Evine karşı sorumluluğu olan, ancak 3 çocuğuyla da sürekli çatışma halinde bir baba. Patrikhanenin mütevelli heyetinde. 6-7 Eylül olaylarında dükkânı yağmalananlardan. Menderes hayranı. Öyle ki, Atatürk'ten sonra en büyük Türk olarak görecek kadar. Evin en büyük çocuğu Sur. İsyankâr. Babayla, toplumla, otoriteyle, devletle, hemen her şeyle sürekli çatışma halinde. Haksızlık karşısında susmayan, susturulduğunda gözyaşlarına boğulacak kadar duygusal. Norma'ya deli gibi âşık. Ama bulundukları toplum içindeki gelenek göreneklere ters bir ilişki. Bir kere Norma Sur'dan 3 yaş kadar büyük ve çalışan bir kız. Düşünsenize 50.li yıllarda çalışan bir kıza bakış açısını. Hem toplumun hem de ailenin şiddetle karşı olduğu bu aşkın yazıya dökülmüş halini okuturken yazar, o dönemin İstanbul'unun da panoramasını çiziyor. Kâh kendinizi Adalar'da bir patikada yürürken hissettiriyor, kâh Karaköy-Eminönü'de; kâh Pangaltı'da, kâh Nişantaşı'nda... Eğer Sur ve Norma'yı neden her buluşmalarında sürekli "röntgenciler"in gözetlediğini ya da aslında yazar bu "röntgenci" imgesiyle neyi anlatmak istemişin karşılığını; Kevork'un neden bu kadar otoriter baba kimliğine büründüğünü, buna karşılık çocuklarının neden bu kadar kendisine tepkili olduğunu; Menderes'in iktidarı dönemindeki havayı solumak ve birçok soruya cevap bulmak istiyorsanız, açıkçası çok az konuya değindim diyebilirim. Çünkü, kitap bir aşk romanı değil Kitabın başlangıcındaki Sunuş yazısı kitabın yörüngesini de belirliyor aslında -ki kitabı bitirdikten sonra geri dönüp tekrar okudum ve kitabın bende daha iyi pekiştiğini gördüm-. Zaven Biberyan, edebiyatçı, siyasi aktivist, gazeteci, makale yazarı, romancı, çevirmen (ömrünün sonuna doğru Maksim Gorki'yi ve Gustave Flaubert'i Türkçeye çevirmiş). Romanlarında ailevi iç çatışmalarını işlemiş çoğunlukla. Siyasi faaliyetlerinden dolayı Ermeni cemaatlerince hiç sevilmemiş. Keza kendisi de bu cemaatlerin içinde olmak için efor sarf etmemiş. Aksine Ermeni diasporası entelektüelleriyle çatışma halinde olmuş. Onların "cafcaflı söylemlerini" ve "şovenizmlerini" ifşa eden bir sosyalist olarak karşılarında durmuş. Siyasi yazılarından dolayı birçok kez yargılanmış. "Çilekeş" bir hayatın sonucunda, 4 Ekim 1984 yılında, ardında Ermeni ve Türkçe eserler bırakarak sevenlerine veda etmiş. Ermeniceden çevirisini Natali Bağdat'ın yaptığı kitabın Türkçe basımında, benim de her daim başucumda bulunan Ömer Asım Aksoy'un Ana Yazım Kılavuzu temel alınmış. O yüzden imla yanlışlarıyla karşılaşmadan tertemiz bir kitap okuyorsunuz. ❤❤❤❤
Անկուտի սիրահարներZaven Biberyan · Aras Yayıncılık · 2017193 okunma
·
162 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.