Birçok kitaba konu, birçok şiire dize olmuş şehrin 3 kat altındaki hücrenin duvarları bize ne anlatıyor?
18 yaşındaki öğrenci Demirtay, Doktor, Küheylan Dayı, Berber Kamo'nun küçücük hücrede "sırlarını vermeden" birbirine anlattıkları hikâyeler, benim gibi sizi de kucaklayabilecek mi? Yerin üstünde yaşam mücadelesi vermek için "zaman"la yarışan insanlar, yerin altında atılan kahkahaları, acılarını bir nebze olsun bastırabilmek için kurdukları hayallere tanıklık edebilecekler mi? Ya da hüzünlerine ortak olabilecekler mi? Her sorgu dönüşü işkenceden ayakta duramayan bu 4 adamı sarıp sarmalayabilecek mi? Yoksa hücrenin o soğuk duvarları mı atılan çığlıklara, kahkahalara tanıklık edecek? "Demir kapının lanetli sesi" her duyulduğunda Zîne Sevda'nın mazgal aralığından sımsıcak bakışını yüreğimize sığdırabilecek miyiz? Ya da Demirtay'ın hiç ısınamayan bedeni gibi biz de hep üşüyecek miyiz? Ahhhh İstanbul... Umudun şehri... Acıyı, öfkeyi, sevinci, merhameti ve birçok duyguyu bir arada yaşamak istiyorsanız, masal tadındaki hikâyelere ortak olmak istiyorsanız bu kitap tam size göre...