Puan vermedi·98 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Mayıs 2021 05:53 İnsanın sadece hayatta kalma ve çoğalma dürtüleriyle değil merak
ve tutku gibi kendine özgü motivasyon kaynaklarına da sahip olması, onu
yaşadığı gezegendeki en
güçlü tür haline getirdi. Bu sayede binlerce yıl önce, bizden çok daha güçlü hayvanları avlamaya başladık ve o zamandan beridir
besin zincirinin tepesindeki tahtımızda
birbirimizle didişiyoruz. Yaşadığımız
çatışmalar, bazen fiili savaşlar şeklinde
olabilirken bazen de soğuk savaş dediğimiz
uzun süreli gerginlik ve prestij yarışı
olarak da kendini gösterebiliyor. Şu ana
kadar saydığımız olumsuz kelimelerden
insanlığa faydalı bir sonuç çıkarmak zor
gibi görünse de; bugün başka gezegenlere
yolladığımız sondaların, 1957’de başlayıp
1975’e kadar süren ABD ve Sovyetler birliği
arasındaki uzay yarışının muhtemel
sonucu olduğunu duymak sizi şaşırtabilir.
Soğuk savaş dönemindeki bu rekabet, o
dönem iki ülkenin kendi kaynaklarını
zorlama pahasına uzay çalışmalarında
önemli atılımlar yapmasını sağlamıştı.
Böylece uzay çalışmaları, bilim ve
teknolojide ileride olmanın bir göstergesi
olarak belleklerde yer etti ve bu anlayış
günümüze kadar ulaştı. 21. yüzyılda
rekabet elbette hala var fakat artık belli
bir mantık çerçevesi içindeki rekabet söz
konusu. Nitekim artık uzay çalışmalarında
başı çeken ülkeler, başarı için birlikte
çalışmanın işleri kolaylaştırmasından
hareketle sürekli ortaklaşa projeler
geliştirerek maliyetleri azaltma yoluna
gidiyor.
Her dönemin şartları kendine özgü de
olsa, uzay programımızın açıklandığı bu
dönemde, uzay çağındaki keşiflerin özet bir panoramasını görmenin ve başka ülkelerin
geçtiği aşamaları okumanın yol gösterici
olabileceğini düşünüyoruz.