Feminist bir ütopya olarak adlandırabileceğimiz Kadınlar Ülkesi, sadece kadınların yaşadığı bir düzeni yansıtıyor. Yazarı tahmin edilebileceği gibi feminist ve hümanist bir kadındır. Charlotte, ütopyanın kurgusunu mizah yaparak ataerkil toplumu eleştirmektedir. Kadınlara ait bir dünyanın nasıl olabileceğine dair ideal bir dünya yaratmaya çalışmıştır.
Dünyamızda feminizm hareketleri tarih boyunca görmekteyiz ve kadınların mücadelesi de sürekli devam etmektedir. Charlotte'un yaratmış olduğu dünyada ise sadece kadınlar, eğitim ve refah seviyesinin yüksek bir toplum var. Aklımıza gelen sorulardan biri ise böyle bir dünya mümkün olamaz mı? Erkeklerin yeri kadınlarla değişse peki nasıl olur? Ataerkil değil de anaerkil toplumlar olsa nasıl olur? Eminim Charlotte' da bir çok sorular sormuş ve cevaben de bu eseri ortaya çıkarmış olabilir. Cevaplarından bir kaçı da çok açık. Öncelikle savaş yok, iktidar, güç kavgası yok, her kadın birlik içinde, annelik kutsal bir güç, çocuklar toplumun en değerli varlığı gibi değerler mevcut. Ataerkil toplumlarda zannedilen kadın algılarına karşı çıkılmış. Kadınlar güçsüz, muhtaç, evde çocuk bakmalı, erkeklerin bakımını sağlamalı, kıskanç, güzel, kadınsı olmalı... Tüm bu kadına atfedilen kalıplar eril düşüncelerde büyüdüğünü bize gösteriyor. Bir başkaldırı olarak Kadınlar Ülkesi bütün kalıpları reddediyor. Charlotte'un kadınlara mesaj niteliğinde olan erkek karakterlerin zihinlerindeki kadın algısını yansıtmayı çok iyi bir şekilde başarmış. Özellikle Terry karakteri tamamen ataerkil sistemin bir tutsağı. Kadınların hayatta aktif bir şekilde var olmasını asla kabullenemeyip iktidar ve güç mücadelesi veriyor. Her ne kadar mücadele verse de birlik içinde olan kadınların önünde hiçbir güç baskın olamayacaktır. Bu kadınlar hizmetkar, çekingen, tecrübesiz ve zayıf değiller. Bu kadınlar yüce birer varlık. Öncelikle erkekler gibi insanlar.