Anna Karenina, pek çok yazar ve eleştirmen tarafından gelmiş geçmiş en büyük roman olarak kabul edilen, Lev Tolstoy'un en ünlü eserlerinden biri. Tolstoy bu hacimli romanda evlilik, aşk, sadakat, aile ve ölüm temalarını dönemin toplumsal, politik yapısıyla harmanlayarak ustaca aktarmış.
Kitapta dönemin hem burjuva hem de köy yaşantısını ve bu iki yaşantıdaki insanların birbirlerine bakış açılarını okuyoruz. Yazar, bunları bize yasak bir aşk hikayesi çevresinde anlatıyor. Kitabın ana karakteri Anna, aşık olduğu Vronsky ile kaçıp kocasını ve oğlunu terk ediyor. Kitap boyu Anna karakterinin gelişimini okurken bir yandan iki ayrı çiftin aşk ve evlilik ilişkilerini de okuyoruz. Her çiftin ilişkisinin ayrı bir ana noktası var ve yazar bu noktaları kullanarak okuruna istediği mesajları vermeye çalışmış.
Rus toplumunda kadının yeri, kadının eğitimi, toprak reformu, komünizm, sanat ve din konularında Tolstoy yaşadığı döneme adeta ışık tutmuş. Roman boyunca yazarın didaktik üslubu ve insan-tanrı ilişkisi temasına bağlılığını da hissettim.
Anna Karenina oldukça akıcı ilerleyen ve kolay okunan bir kitap... Ancak, ilk yarısından sonra olayların dramatik unsurlarının artmasıyla bir miktar sıkmaya başladı. Özellikle Levin karakterinin gelişimi, Anna'nın büründüğü ruh hali okurken beni biraz bunalttı. Roman boyu zamansal kurgu da kafamı karıştırdı, örneğin Anna'nın oğlu büyür ve gelişme gösterirken, kızı seneler geçmiş olmasına rağmen bir türlü büyüyemedi.
Özetle, Anna Karenina ikinci kez okumaktan pişman olmadığım, herkesin okuması gereken bir klasik. Bu yaşta okumak da bence zamanlama olarak çok iyi oldu. Bu tarz kitapları okumak için biraz yaş almak gerek sanırım. Kitabı kfenomeni ile okuduk, onun yorumlarına göz atmayı unutmayın.