8/10
·222 syf.··
2021 7. kitabı
ALAGEYİK Gökdere köyünden Karaca Ali’nin ailesi ile Sarıcalı köyünden Halil’in ailesi arasında uzun zamandır bir kan davası vardır. Halil ile Zeynep nişanlıdır. Karaca Ali de Zeynep’e aşıktır. Karaca Ali geyik avına düşkün olan Halil’i dağda geyik avındayken öldürmek ister ama bir türlü başaramaz. Halil geyik avında iken Karaca Ali, Zeynep’i kendisine ister. Kimse Karaca Ali ile düşman olmak istemez ve bu nedenle bu işe karşı çıkmaz. Geyik avından dönen Halil olanları duyar ve yapılan düğün hazırlıklarını görür. Halil, Zeynep’ten vazgeçmez ve onunla evlenir. Karaca Ali ise olan onca olaydan sonra köyde aleyhine birçok laf edildiğini duyunca barış yapmaya karHalil sürekli olarak geyik avına gitmektedir. Zeynep gitmemesi için yalvarsa da buna mani olamaz. Zeynep de Halil’in peşinden gider. Karaca Ali bir av esnasında Halil’i pusuya düşürür. Kurşunların önüne atlayan Zeynep Halil’i kurtarır ama kendisi çok yaralanır. Zeynep bir cerrahın yardımı ile iyileşir. Karaca Ali, Halil’i kışkırtmak için sürekli olarak geyik taklidi yaptırır. Karaca Ali’nin çıkarttırdığı geyik seslerini duyan Halil düğün gününde bile dağa çıkar. Karaca Ali onu yine pusuya düşürür. Halil, Karaca Ali’yi öldürür ve kendisi de av dönüşü uçurumdan düşerek ağır yaralanır. Zeynep ise uçurumun başında atlayarak Halil ile birlikte ölür... Karacaoğlan Karaca oğlan gurbete çıkar ve diyar diyar gezmeye,yurt edinmek için uğraşmaya başlar Yolda giderken beygirin yükü devrilmiş ve başında tek başına kaldırmaya uğraşan bir adamı görür ve ona yardım eder. Deli Hüseyin Karaca oğlanı obasına götürdü ve Karaca oğlan burada sazıyla türküler söyledi ve obanın sevgisini kazandı .Deli Hüseyin ile kan kardeş oldu. Oba ertesi gün göç etmeye başladı beyin kızının devesi çöktü kaldı. Oba ne yaptı ne etti deveyi kaldıramadı devenin kalkmayacağını anlayan oba göçe devam etti. Deli Hüseyin Karaca oğlanın deveyi kaldırabileceğini düşündü ve Karaca oğlan sazıyla türkü söyleyerek deveyi kaldırdı. Deli Hüseyin, Obaya deveyi Karaca oğlanın kaldırdığını duyunca Karaca oğlan oba tarafından daha çok sevilmeye başlandı. Burada Karaca oğlan ile kız arasında yakınlaşma olur. Karaca oğlan obadan ayrıldı fakat kız ile buluşmaya başladı kıza türküler söylüyordu birbirine deliler gibi aşıklardı.İkisi de bir anda kayıp olur oba ile Deli Hüseyin meraklandı Deli Hüseyin durumu anlamıştı.Deli Hüseyin aramaya koyuldu ve ikisini de mağarada buldu. Fakat ikisinin sağ salim kaçamayacağını neyin bunları yakalayıp öldüreceğini bildiği için kızı ayrı bir yere yollayıp kayıp oldum demesini ister.Daha sonra kızı kaçırmaya karar verirler. Deli Hüseyin bu durumu bir arkadaşına açar ve bu arkadaşı gider beye söyler bu arada obanın bu olaydan haberi vardı herkes onu konuşuyor bey hışımla adamlarına onları öldürmesini söyler. Kız bunu yan odada duyar ve gizlice kaçar ve durumu anlatır. Karaca oğlan ve kız obada saklanır halk destek verir. Bey ne yapsa bulamaz Karaca oğlan, kız ve Deli Hüseyin arkadaşına Küçük Ali adını verir.Durumu anlatır.Düğün hazırlıkları başlar bu arada karaca oğlanın ünü yayılıyordu. Dillere destan bir düğünle evlendiler. Karaca oğlan ve kız çok mutluydu Karaca oğlan düğünlere gidip sazı ile eşlik ediyordu. Beyin bir yeğeni vardı gördüğü her kıza musallat oluyordu.Karaca oğlanın hanımı Elifi rahatsız ediyordu. Kız ne yapsa kurtulamıyordu. Bir gün kıza seninle birlikte yatarsam senden vazgeçerim dedi.Ve akşam Halil Elifin yanına yattı ve karaca oğlan bu arada düğünde saz çalıyordu. Birden sazın teli koptu. Bu büyük bir uğursuzluk habercisiydi. Hışımla ayağa kalktı ve eve doğru hızlı adımlarla yürümeye başladı.Evdeki durumu görünce sakin bir şekilde üslerini örtü ve sazını alarak evden çıktı gitti. KÖROĞLU Bir zamanlar İstanbul padişahlık Bolu beyliktir. İstanbul’da Osmanoğulları hüküm sürmektedir. O zamanın Bolu Beyi, Osmanlı padişahları kadar ünlü, onlar kadar itibarlı bir beydir. Bolu Beyi, Boluda dünyanın en güzel atlarını yetiştirmektedir. Onun yetiştirdiği atların ünü bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat Bolu Beyinin arası Osmanlı Padişahlarıyla iyi gitmemektedir. Bolu Beyinin bu derdi de ortadan kalksa dünyada ondan daha mutlu kimse olmayacaktır. Bolu Beyini bu üne kavuşturan atları yetiştiren onun seyisbaşısı Koca Yusuf’tur. Bu Koca Yusuf bol pınarlı, bereketli topraklarda yaşamaktadır. Buradaki halkın tek işi at yetiştirmektir. Bir gün hiç beklenmedik bir şekilde bu topraklarda kıtlık olur. Atlar başka ovalara kaçarlar. Atlardan sonra insanlar da dayanamayıp başka ovalara kaçarlar. Köyde bir tek Yusuf’un babası kalır. Onun da her atı kaçmış, sadece tek bir atı kalmış, bunun üzüntüsüyle yataklara düşmüştür. Adam atının bu haline üzülmüş oğlu Yusuf’tan atı güzel bir diyara götürüp orada bırakmasını istemiştir. Oğlu tam iki kere babasının bu isteğini yerine getirmiş, fakat eve döndüğünde atı yine kapıda bulmuştur. Sonra babası oğluna altın işlemeli gemi atın sırtına vurmasını ve onu deniz kıyısına götürmesini söyler. Fakat bu kez beklenenin aksine kırat geri dönmez. Yusuf’un babası bu sefilliğe daha fazla dayanamayarak ölür. Oğluna vasiyeti ise baba mesleğini devam ettirmesi fakat hiç kimsenin emrinde çalışmaması gerektiğini söylemek olmuştur. Koca Yusuf kimsesi kalmayınca babasının verdiği vasiyeti unutup Bolu Beyinin emrinde seyisbaşı olarak çalışmaya başlar. Bir gün Koca Yusuf bütün atları deniz kıyısına götürür. Atlar otlarlarken birden deniz kudurur, yer gök birbirine karışır. Birdenbire her şey durulur ve denizi yararcasına bir at kıyıya doğru koşar. Bu at boz kısrağa aşar. Bunu gören Koca Yusuf sevincinden ne yapacağını bilememektedir. Diğer iki gün yine aynı şeyler olur ve at doru kısrakla, yağız kısrağa da aşar. Ve bu olay bir daha tekrarlanmaz. Koca Yusuf bu kısraklara gözü gibi bakar. Boz kısrak koca Yusuf ‘un önlüğüne, doru kısrak kuma, yağız kısrak da tayını taşa bırakır. Bir gün Osmanlı padişahı Bolu Beyinden çok değerli üç atını ister. Bolu Beyi de bunu iyi bir barış yolu olarak görür ve Koca Yusuf’tan padişaha layık üç güzel at seçmesini ister. Koca Yusuf düşünüp taşınır ve sonunda gözü gibi baktığı deniz kulununun üç tayını padişaha yollamaya karar verir. Bolu Beyi bu eti kemiğine yapışmış, çelimsiz tayları görünce çılgına döner. Bu sinirle önce Koca Yusuf’un öldürülmesini ister, daha sonra Yusuf’u sevenlerin ısrarına dayanamayarak sadece gözlerine mil çekilmesini emreder. Koca Yusuf’un gözlerine mil çekilmesiyle dünyası kararmıştır, fakat Bolu Beyinden mutlaka öcünü alacağına söz vermiştir. Bu arada oğlu Ruşen Ali büyümüş, yaşı on sekize varmıştır. Bolu Beyinden öcünü almak isteyen Koca Yusuf’un tek umudu oğlu Ruşen Ali’dir. Fakat oğlunun bu çekingenliği ve cesaretsizliği onu yiyip bitirmektedir. Oğlu her gün ekmek almaya gitmekte fakat cesaretsizliğinden dolayı ekmeklerin yarısını yolda önünü kesen serserilere vermek zorunda kalmaktadır. Bir gün ekmek almaya gittiğinde yolda kendi yemeğini kocaman köpeklerden kurtaran küçük bir köpek görür. Ve işte bu olay onun cesaretlenmesindeki en büyük etken olmuştur. Bir gün Koca Yusuf deniz kulununun üç yavrusunu çok merak eder, oğlu da onun ısrarlarına dayanamayıp babasını sessizce Bolu Beyinin tavlasına sokmayı başarır. Koca Yusuf gözleri görmemesine rağmen bu üç atı hemencecik bulur. Onların bu bakımsız halini görünce çok üzülür. Daha sonra onların burada çürüyüp gitmesine dayanamaz ve oğlundan gidip kıratı almasını ister. Bu cılız atlardan bir an önce kurtulmak isteyen seyisler oğlana bütün atları vermeyi teklif ederler, fakat atların halini gören Ruşen Ali bunu kabul etmez. Babası Ruşen Ali’nin kıratı aldığını duyunca çok sevinir.
Üç Anadolu EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202514,1bin okunma
·
142 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.