·384 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Haziran 2021 19:38 Distopya okumak hep çok zor gelmiştir bana. Hayal etmesi, empati kurması zor, ekstrem senaryolar. Peki gerçekten öyle mi? O denli uzak mıyız bu senaryolara? Damızlık Kızın Öyküsü bu soruyu, okuduğum süre boyunca zihnimde diri tutan bir kitap oldu. Belki bazı yönlerden çok uzaktık, ama insan olmakla birlikte gelen bazı yönlerden ise çok yakın. Kısaca tüm çevresel kirlilik ile beraber doğum oranları sıfıra inmiş, insan ilişkileri 'yozlaşmış'. Ve muhafazakar Hristiyan bir zümre(Jacob'un oğulları) tarafından ABD yönetimi ele geçirilmiş ve "İncil kanunları" ile teonomik bir yönetim kurulmuş, ülkenin yeni adı Gilead Cumhuriyeti. Kadınlar ikinci sınıf insan muamelesi görüyor ve toplum kabaca beş sınıfa ayrılıyor: Gilead yönetiminden sorumlu Komutanlar, Komutanların eşleri, komutan ailesinin cariyesi konumundaki damızlık kızlar, komutan ailesinin hizmetçisi konumunda Marthalar ve halkın geri kalanını oluşturulan düşük insanlar. İncil'de yazdığı haliyle, Yakup'un eşi Rachel'in çocuğu olmuyor ve bu yüzden kendisini suçlu hissediyor. Rachel, Yakup'a cariyesi olan Bilhah'ı sunuyor ve ondan çocuk yapmasını istiyor. Çocuğu da kendisi sahiplenecek ve Yakup ile Rachel'in çocuğu olacak bu çocuk. Bu senaryoyu Gilead'da ayin şeklinde düzenli olarak her komutan hanesi gerçekleştiriyor. Üreme yeteneği olduğu bilinen damızlık kız, komutandan çocuğu olması için ilişkiye zorlanıyor (damızlık kız olmak istemiyorsa Koloni'lerde köle gibi çalışmak zorunda) ve komutanın eşi bu ilişkiden doğan çocuğu büyütüyor. Çocuğun biyolojik annesi olan damızlık kız ise çocuğundan zorla ayırılarak başka bir haneye 'tahsis' ediliyor. Bu kızların isimlerinin bir önemi yok, ait oldukları komutanın ismiyle, "onunki" şeklinde adlandırılıyorlar. Hulu tv tarafından dizisi de çekilen ve Emmy, Altın Küre gibi ödüllere layık görülen bu distopik kurgu, insan ruhunun en sefil ve kırılmış hallerini, insan bedeninin ve özelinde kadının ürünleştirilmesini ve istismar edilmesini, benlik duygusunun ve varlığın sorgulanmasını içeriyor. Dizisini şiddetle tavsiye ederim. Kitap, diziden belli açılardan çok daha farklı. Dizide çok daha kendinden emin ve lider bir Offred görüyoruz, kitapta ise iç muhasebesiyle çok meşgul ve pasif bir Fred'inki. Kitaptaki hali daha gerçekçi belki, çünkü daha insani tepkileri var. Bazen tüm insanlık dışı muameleye rağmen kurtulmak için çaba gösteremeyecek kadar asimile olabiliriz. İnsanlığımız parçalanır, kendi bedenimizden uzaklaşırız. Bunları henüz deneyimlememiş oluşumuz, bu durumların hiç olamayacağı anlamına gelmez. Siyasette aşırılığın, insan hayatlarını ne denli etkileyebileceğini ve güce sahip olanların nasıl yozlaşabileceğini görmek isteyen herkes için kitabı ve tabi diziyi öneriyorum. Diziden bir alıntıyla bitirmek istiyorum: "Now I'm awake to the world. I was asleep before. That's how we let it happen. When they slaughtered Congress, we didn't wake up. When they blamed terrorists and suspended the Constitution, we didn't wake up then either. They said it would be temporary. Nothing changes instantaneously. In a gradually heating bathtub, you'd be boiled to death before you knew it. " (Kabaca tercüme etmek gerekirse: " Artık dünyanın farkındayım. Önceleri değildim. İşte bu yüzden tüm bunların olmasına izin verdik. Kongre üyelerini katlettiklerinde uyanmadık. Teröristleri suçladıklarında ve anayasayı askıya aldıklarında da uyanmadık. Bunun geçici olacağını söylemişlerdi. Hiçbir şey bir anda değişmez. Kademeli olarak ısınan bir küvette, daha farkına bile varmadan haşlanarak ölürsünüz. ") FARKINA VARIN!
İyi okumalar ve seyirler :)