Gönderi
Burak Sabancı
Zaman Makinesi'ni inceledi.
120 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Gittikçe geliştiğimizi düşünüyoruz değil mi? Teknolojiler, altyapılar, inovasyonlar gözümüzü kamaştırıyor. Peki insanlık, insanoğlu nereye gidiyor? Bunun farkında mıyız? Kazançlarımızın bize kaybettirdiğinin, zaferin kaybetmeye eşit olduğu bir ilerlemenin. H.G. Wells tam da buna ışık tutuyor aslında. Bilim adına sağlam temellerle zaman makinesini okura izah ediyor yazar. Tabi ne zaman üçüncü boyuttan çıkıp, dördüncü boyutu Uzay-Zaman dahilinde keşfedebiliriz orası ayrı merak konusu ama kitap bu noktadan sonra bize zamanın, zaman yolculuğunun kapısını açıyor. Bu noktada Zaman Gezgini ile birlikte tanıklık ediyoruz bu yolculuğa. H.G. Wells'in heyecanını duyumsayabiliyorum Zaman Gezgini zaman makinesini tanıtırkenki zamana dair heyecanını. Fakat kendini zamanda yolculuk ederken insanı, insanlığı tanıyamıyor. Bu noktadaki yazarın hayal gücüne hayran kalmamak elde değil. İnsanın ulaştığı nirvanayı gözler önüne seriyor: kazandıklarını, kaybettiklerini ve bir daha ulaşamayacaklarını. Öyle ki zaman yolculuğundan dönünce Zaman Gezgini yemek yemeden, biraz pepton(protein) almadan konuşmayacağını söylüyor. Çünkü meyveden başka yiyecekleri olmadığını görüyor gelecekteki insanlığın. İnsanlık ideallerine ulaşırken neleri kaybetmiş gözler önüne seriyor. Daha fazlasını spoiler vermemek için siz okurlara bırakıyorum farkına varacağınız nice şeyler için. Çünkü bu kitap eleştirinin, bilim kurgu ile harmanlanması bakımından okuduğum eşsiz eserlerden birisi. Zaman Gezgini bunları keşfedebildiği için talihli miydi bilinmez. Çünkü insanoğlu bilindik kaderine doğru emin adımlarla gitmekte. Sanırım karakterimizin hayal kırıklığını tarif edebilmek için kitaptan şu alıntı her şeyi özetliyor: "İnsan zekâsı düşünün ne kadar kısa sürmüş olduğunu düşününce kederlendim. İnsanoğlu intihar etmişti. Kendine hedef olarak kararlılıkla rahatı ve kolayı, düstur olarak da güvenli ve istikrarlı dengeli bir toplumu seçmiş ve muradına ermişti - ama sonunda gele gele bu duruma gelmişti işte." Zekâmızın bizi sürüklediği yazgı buydu işte. Sonsuz bir karanlık. Gelecek bizim için hala karanlık ve boş yazara göre. Hırsın, gereksinimin, insan ve doğanın sonsuz etkileşimini sorguluyor. Bu noktada sonsuz demek ne kadar doğru olur bilmiyorum. Çünkü  "Bana insanlığın batmakta olduğu bir zamanla karşı karşıyaymışım gibi geldi." diyor gezginimiz. Batıyoruz büyük bir hızla yazarın da dediği gibi gereksinimlerimizle, zekâmızla, sevgimizle, anlayışımız, ilerlemelerimizle batıyoruz. İncelememi sonlandırırken yazarın diliyle tüm bunlara rağmen yaşama, umuda tanıklık eden iki tuhaf çiçek ile bitirmek istiyorum. "Şimdi yanımda, artık kırışmış, kararmış, yassılmış ve kurumuş olsalar da beni avutan, akıl ve güç yitip gittiği zaman bile değerbilirlik ve karşılıklı sevecenliğin insanoğlunun yüreğinde yaşamayı sürdürdüğüne tanıklık eden iki tuhaf beyaz çiçek var." Herkese hitap eden ve bize, geleceğimize dair okunması gereken bir kitap. Keyifli okumalar dilerim.
Zaman Makinesi
8.1/10
· 13bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
Paylaşım
28
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.