·132 syf.····Okunma: 03 Haziran 2021 14:27 “Hep Aynı Hikâye” Ömer Faruk Dönmezʼden okuduğum ikinci eser. İlk okuduğum kitabı “Hamza”.
Kitap sekiz öyküden/hikâyeden oluşuyor.
Benim hassas kalbime dozajı fazla gelen şiddet ve barbarlık içeriyor.
Yazarʼa tüm (sistem) eleştirilerinde hak versem de, tutumunu ve üslubunu tasvip etmiyorum. Aynı şeyi “Hamza”yı okurken de düşünmüştüm. Çok büyük eleştirileri, çok basit denklemlerle açıklamaya çalışıyor çoğu zaman. Bu yaklaşım fazlasıyla ütopik geliyor bana; çünkü hayat düşündüğümüzden daha karışık... Farklı yerlerden aynı şeyleri eleştirdiğimiz için yazarla bir bağ kurabiliyorum. Birçok konuda çok sığ düşündüğü kanaatindeyim.
Yine de keyifle okunabilir bir kalemi, eğlenceli bir mizah anlayışı, hoşlandığım laf cambazlığı ve kaliteli kurgu yeteneği var.
Bilinç akışı tekniği ile yazılan büyük yazarların büyük eserlerini (örneğin Virginia Woolf, Oğuz Atay gibi...) okumak isteyen arkadaşlara bu tarza alışmak için "çerezlik" bir eser. Bilinç akışıyla yazılan eserlerden kaybolurum korkusuyla uzak durdum/duruyorum.
Bu kısa öyküler sayesinde bu tekniği okuma üzerine pratik yapabildim diyebilirim. Bu teknikle tanışmak isteyen okurlara başlangıç olarak bu hikâyeleri önerebilirim.
Ömer Faruk Dönmezʼden okuyacağım sıradaki eser
arkadaş tavsiyesiyle sipariş ettiğim “Ölü Bir Yazarın Anlattıkları” olacak. Okuduğum son eseri olmayacağını da biliyorum.
Yine de Ömer Faruk Dönmezʼi okuma hayatımın tam olarak neresine koyacağımı bilemiyorum. Okudukça göreceğim bakalım, henüz kesin konuşmak için erken.
Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Altını çizdiğimiz cümlelerde buluşmak dileğimle...