Kitap bir konak merkezinde eski ile yeni çatışmasını esas alan bir eksende ilerlemekte.Karakterler eskiyi ve yeniyi yansıtacak şekilde seçilmiş ve ona göre ortaya çıkarılmıştır.Tüm karakterlerin aslında sembolik bir anlatımı var.Örneğin Naim efendi eskinin gurulu,namuslu ve ağırbaşlı kişisi iken Seniha tam tersi.Yan karakterlerin bile bir sembolik anlatımı vardı.Mesala Nuriye ve Neyyire hanımlar, ruhsuz ve içi boş insanlar.
Lakin en onemli karakter başlarda hikayeye dahil olmayıp az dikkat çeksede aslında hikayenin merkezinde yer alan bir karakter.Hakkı Celis eski ile yeni arasında kendine ait bir konumda yer alan ve zamanla olaylar ve durumlarla onun bu durumlar karşısında nasıl tavır takındığı, bu olayların onda nasıl bir değişim ve başkalaşım yarattığını kendi gözümüzle görüyoruz.
Kitabın başından sonuna kadar yeni kavramını sorgularken buluyoruz kendimizi.Batılılaşmak böyle bir şey mi? Kendi değerlerimize ne oldu ? gibi sorularak sorarak bu yabani batılılaşma fikrinden tiksinti duyuyoruz.
Yakup Kadrinin bu roman ı aynı " Yaban " romanında ki gibi donemi ve donemin içinde sosyolojiyi çok güzel bir şekilde yansıtmasından dolayı çok başarılı buldum .
Kitabın olumsuz tarafına bakacak olursak vahim bir gerçekle karşılaşıyoruz.Bizim lisanımızı ne kadar az bildiğimiz gerçeğiyle.Bizden toplasan 70-80 yıl once yazılmış bir kitaptaki Türkceyi çok da iyi anlamamız gerçeğiyle.Kitapta geçen bazı kelimeler Türkçe olmasına rağmen sözlük kullanma ihtiyacım çok fazlaydı.
Bu durumu Yavuz Bülent bakiler bir videoda şu şekilde açıklıyor = Dış ülkelerin ilköğretim kitaplarındaki kelime sayılarıyla bizim kitaplarımızda ki kelime sayılarını karşılaştırıyor ve bizim kitaplarımızda ki kelime sayısının çok az olduğunu görüyor .
Bu durumun sebebi bu olsa gerek diye düşünüyorum .