Gönderi

Puan vermedi·94 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2021 16:47
Sezai Karakoç'un bu çağın en önemli düşünürlerinden biri olduğunu daha önce bahsetmiştik. Tabi böyle bir düşünürün beslendiği kaynaklar da Mevlana gibi Yunus Emre gibi büyük düşünürler olmalı ki üzerine kitap da yazmış. Tabi Mevlana üzerine bir başkasının yazdığı bir kitap olunca aklınızı direkt "Biyografi mi?" diye bir soru geliyor olabilir. Hayır, bir biyografi değil. Evet, hayatından bahsediyor ama daha çok kattıklarından, fikir yapısından, seslendiği kitleden ve Mevlana ile İslam'ın dirilişinin olacağından bahsediyor. Tam bir Karakoç kitabı ama bu sizi aynı şeyler diye korkutmasın çünkü okuyunca bakış açısına hayran kalıyorsunuz. Kitabın başlangıcı bile büyüledi beni. "Ölümü düğün gecesi (şeb-i arûs) olarak anlayan insana tesir edecek hangi güç vardır? O güçlü, yenilmez insan, Mevlâna'dır. Ölüme ve hayata, zamana ve tarihe yenilmeyen insan. Ölümünün üstünden 700 yıldan artık zaman geçti. Ama o yaşıyor, anılıyor. İnsanlık, onun önünde saygıyla eğiliyor. Dünyada ne kadar değişme olursa olsun, bun dan böyle de, anılacak. İnsanlar hep önünde saygıyla eğilecek." İşte Sezai Karakoç bakışından Mevlana. Kitapta o kadar fazla yerin altını çizdim ki 94 sayfada altı çizdiğim satırları tekrar okurken kitabı bitirebilirim. Karakoç'un toplumu ve tarihini bu kadar iyi biliyor olması yine hayran olduğum noktalardan ki bunu Mevlana'nın da çok iyi bildiği ortada. Örneğin "Halk çocuk gibidir. Çocuğa, acı ilacı verdiğinizde yüzünü buruşturur. Ama, onu şekerin içine koyup verirseniz şekerin hatrına ilaca razı olur." İşte bu gözlem sonucu Mevlana'nın doğrudan ders olarak dinletmek yerine ilahi bilgileri şiir içinde, musikinin aracılığıyla verdiğini görüyoruz. Zaten Mevlana ne diyor: "Ben şiir söylemiyorum, benim konuşmam böyledir." Yani Mevlana eline bir meş'ale almış ve karanlıkları yara yara ilerliyor. Biz de bu ışığın ardından Bengisuyu bulmaya gidiyoruz. Molla Cami'nin Mevlana için "Peygamber değildir ama kitabı vardır." sözü ise "Mesnevi vahiy değildir şüphesiz, ama sıradan bir kitap da değildir. İlham verici bir eserdir." diyor. Aslında bunu Mevlana'nın tüm kitaplarında görüyoruz. Mesnevi'de hikayelerle, Divan-ı Kebir'de şiirleri ile ışıktır Mevlana. "Ne olursan ol yine gel!" diyebilen bir insan Mevlana. "Korkmayın, gelin! Korkacak bir şey yok. Burası, bu dergah korkulacak bir yer değil." diyor aslında. Bu bizim bu çağda bazı ön yargılarımızı yıkmamız için yardımcı olur umarım. Çünkü Mevlana, ona gelen hastanın derdini yüreğinde hissedebilmiş, yalnızca insanlık gereği değil, tek tek her kişiyle adeta özdeşleşmiş, kendi kendini onarırcasına yaklaşmaktadır. "Dertte de ayrılık gayrılık yoktur bu yolda." diyor yazarımız. Sezai Karakoç Batıcılar'a, devrimcilere ya da marksistlere vurgu yapar kitaplarında. "Batıcılar, devrimciler, marksistler Türkiye'nin geleceğine ne gibi bir katkıda bulunabileceklerini düşünselerdi nasıl bir çıkmazda bulunduklarını anlayacaklardı. Bize yedi yüzyıl öncesinden verimli ışıklarını hâlâ kurtarıcı bir aşk kaynağından göndermekte devam eden Mevlâna Celâleddin-i Rûmî Hazretleri ayarında bir mânevî sultan mı getireceklerdir bize? Onlar kimi getirirlerse getirsinler, daha doğrusu getirdiklerini sanırlarsa sansınlar, o getirdikleri, Anadolu'nun mânevî tasarrufu elinde bulunan Mevlâna güneşinin yanında bir mum bile olamayacaktır. " bu vurgu ve kitabın son cümleleri (Kitabın son sayfası fotoğrafta var.) üzerine çok fazla düşünmemiz ve Mevlana'yı okumamız, anlamamız gerekiyor. Kitaplarla, okuyarak, anlamaya çalışarak kalın. Paylaşımlarımı yaptığım hesabım: instagram.com/p/CPsT184Deim/?...
MevlanaSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20231,067 okunma
·
443 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.