·
Okunma
·
Beğeni
·
2.752
Gösterim
Adı:
Mevlana
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
94
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789123441624
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Diriliş Yayınları
Bu kitap, 19 Aralık 1988-27 Mart 1989 tarihleri arasında Diriliş Dergisi'nde yayınlanmış olup, metne, bu baskısından itibaren, yazarın İslâmın Şiir Anıtları'ndaki Mesnevi'nin Başlangıç serisi ile Sütun adlı eserindeki üç yazı kitaba eklenmiştir.
(Tanıtım Bülteninden)
94 syf.
·4 günde
Mevlana'yı öncesi (İmamı Gazali ve Muhyiddin İbni Arabî) ve sonrasıyla (Hacı Bektaşı Veli ve Hacı Bayramı Veli), dönemiyle, yaptıkları ve farklılıklarıyla ele alan ince; ama o oranda da dolu bir kitap. Sezai Karakoç'un kitabın başında Anadolu'nun çekiç ile örs, yani Haçlı seferleri ile Moğol istilası arasında nasıl da döğülüp olgunlaştığını, taşların yerli yerine nasıl ve kimler sayesinde oturtulduğunu anlattığı bölüm insanı alıp götürüyor.
Mevlana'yı tanımaya, anlamaya başlamak açısından çok iyi bir tercih. Kesinlikle okunmalı...

Keyifli okumalar...
94 syf.
·Puan vermedi
Öncelikle #90591746 etkinlik sayesinde bu kitabi okumaya başladığımı belirtmek isterim
Diğer kitaplardan ziyade bunu seçmemin nedeni kaleminden emin olduğum bir yazar olduğu için tereddütsüz okuyacağımı biliyordum keza öyle de oldu
Kitaba gelince
Mevlâna Celaleddin-i Rumî 'nin kim olduğu nasıl bir metod uygulamaya çalıştığı günün şartlarına nasıl ayak uydurmaya çalıştığını anlatan bir kitap
Ben de kitap için şöyle bir kanaat oluştu Mevlana Celaleddin-i Rumî'yi ilk kez tanıyacak olan böyle bir kitapla tanımalı çünkü bu kitap hem bütün önyargıları silme hem de en akla ve mantığa hitap edecek şekilde tanıtmıştır
Ve akıcı bir şekilde yazılmış olması da ayrı bir güzelliğiydi diyebilirim
Okudukça aslında hakkında bildiğimi sandığım veya tanıdığımı sandığım kişiyi hiç bilmediğimi farkettim ve kendisini detaylarıyla öğrenme şevki uyandı
Daha önce kendi kitabı olan Mesnevî-i okumuştum lakin anladım ki birini başkasının gözünden tanımak daha sağlıklı bir yöntem o yüzden önce böyle bir kitapla okuyacağınız kişiyle tanışın sonra da kitaplarını okuyun derim
Keyifli okumalar...:)
94 syf.
Horasan'dan kalkıp önce İran'a, oradan Irak'a, Suriye'ye, oradan Erzincan taraflarına, oradan Larende'ye ve nihayet Konya'ya uzanıp Konya'da karar kılan bir yolculuk hikâyesinin; Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Cemaleddin Aksarayî, Seyyid Burhaneddin, İbrahim Tennuri, Hamideddin Aksarayî ve Hacı Bayram Veli gibi manevi âlem insanlarından onlarcasının yüklendiği Anadolu topraklarında Haçlıların açtığı manevî yaraları sarma, yıkımları onarma, tahribatları tadilat etme görev ve misyonunu yüklenmeyle devam etmesi; içine Şems'in de Mesnevi'nin yazılma serüveninin de dahil olmasıyla... Okunası güzel bir kitap.
94 syf.
·Puan vermedi
Bir gün Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal'e Viyanaya kadar nasıl gittiğimizi sorduğunda aldığı cevap manidârdır: "Pilav yiyerek ve mesnevi okuyarak"...

Anadolunun ruhu sâdedir, dili sâdedir. Bu ruh ve dil onu Viyanaya kadar götürmüştür işte! Şiir Anadolunun hem ruhu hem dili. Türkülerde de görürüz bunu. Mevlâna şair değildir esasında ama Anadolunun mayasını şiirle çalmıştır.

Mevlâna "Ben şiir söylemiyorum, benim konuşmam böyledir" der. Hiçbir zaman şairlik iddiasında bulunmamıştır zaten.

Mevlâna yine "Biz nerede şiir nerede, Belh'te kalsaydık medresede ders vermekle yetinecektik. Orada medresede ders vermek bizim için yeterliydi" der. Zaman ve zemin Mevlânayı Divân-ı Kebîr'in, Mesnevî'nin eşiğine getirmiştir. Molla Câmî çok daha enteresan bir şey söyler: "Nîst peygamber velî, dâred kitâb" (Peygamber değil ama kitabı var). Bu kitap Ali Şeriati'nin oğlunu Fransaya yolcu ederken, oralarda kendini kaybetmesin diye verdiği kitaptır. Mesnevidir.

Karakoç bu kısa eserinde bize Mevlâna dönemi Anadolusunu ve Islam dünyasını anlattıktan sonra Mevlâna'nın zamana ve zemine tesirinden bahsediyor.

"Divan-ı Kebir'de düşünceler yok mu? Nasıl olur? Kasideler ve gazellerde, rubailerde düşünceleri, kristal parçaları halinde duygu içinde ve onunla kaynaşmış olarak, yani duyuşa dönüşmüş olarak buluruz. Mesnevi'de ise, düşünceler, meseller ve hikayelerde somutlaşan bol örnekleriyle birbirine eklene eklene dev bir yapı oluştururlar. Diğer bir deyişle, Divan-ı Kebir'deki şiirler, türküler ve şarkılardır. Mesnevi ise, bir senfoni, bir ayin-i şerif. İnsanlık Senfonisi ya da Ayin-i Şerifi. Bir nevi, Divan-ı Kebir, Mevlana'nın subjektivitesi, Mesnevi ise objektivitesidir. Öyle bir sübjektivite ki, bizim için bir objektivite oluyor. Ve öyle bir objektivite ki, her insanın sübjektivitesini bal sızdıran petek gibi sunuyor."

Kitaptan kısa bir alıntı eklemeden bitirmek istemedim.

Mehmud Erol Kılıç, tasavvufun İslamın arkeolojisi olduğunu söyler. İslamın ruhunu anlatmak ve anlamak için bir lisân-ı hâstır Mesnevi. Popüler kültüre fedâ etmeyelim.
94 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Sezai KARAKOÇ hep ilgiyle okuduğum okuyabildiğim yazarlardan.Bu eseride oldukça güzel,insanda yeni ufuklar uyandıran,onu alıp başka diyarlara götüren havasını sürdüren bir akıcılıkla yazmış.Gelgelelim esere,”Mevlâna”yazarın deyimiyle yüce islam ahlakını yaşayan ve yaşatan bir eren olarak geçmiş zamanımızı şereflendiren bir ulumuzdur.Eserde de bu konu üzerinde durulmuş bu yurdun mayasında kimlerin emeği var ne uğraşlar verilmiş nasıl mücadeleler gerçekleştirilmiş bunlardan bahsedilmiş.Tabi bu anlatılanları Sezai KARAKOÇ gibi sağlam duruşu,davası ve dünya görüşü olan bir adam ele alınca olay almış başını gitmiş.Diğer bir çok eserinde de üzerinde durduğu gibi bu eserde de bir neslin önemi neslin yetişmesi konusu önem arz etmektedir.Eğitim,öğretim önce ailede başlar bir baba bir anne her şeyden önce iyi bir öğretmen olmalı dinini,dünyayı ,kültürünü evladına gereğince öğretebilmeli ki temel sağlam olsun öyle en ufak rüzgarda yıkılmasın tabi bunun için anne babanın kendini sağlam yetiştirmesi lazım ki sonraki nesle mal mülkten ziyade daha kıymetli olan ilmi,dini hassasiyetleri,dava şuurunu,aşkı ve dahi dik duruşu bırakabilsin.Onlar da sonraki gelene ve böyle.Bu şekilde veralara veraların verasına birikerek çoğalarak daha da büyüyerek müthiş bir nesil tezahürü çıksın ortaya işte o nesil büyük yazarların hasretini çektiği diriliş nesli olabilir o zaman.Sözü daha da uzatmadan kitabın son cümlesiyle bitirelim “Deniz,kayalara çarpa çarpa büyür.Irmak,büyük uçurumlardan atlayarak şelaleleşir.”
94 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu yazarın okuduğum ilk kitabı. Yazar bize güzel bir biyografik eser sunuyor. Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Çok çok beğendim.
Okuyun derim..
94 syf.
·3 günde·10/10 puan
İlk defa Sezai Karakoç kitabı okuyorum ve okumaya devam edeceğim inşallah. Konu Mevlana olunca kitap aktı, bitti. Mevlana'nın babasının Maveraunnehirden göç edişi Anadoluya gelişi ve Anadolonun o zaman ki durumu.. Bizansla savaşlar, Moğolların istilası ve hem madden hem manen bu savaşların içinden nasıl çıkacakları anlatılıyor. Mevlana medrese de hocalık yapmanın yanı sıra ahlak ve ruh eğitiminin uygulamalı göstericisiydi devrinde... Şemsi Tebrizi ile karşılaşması ve ruh ikizini bulması.. Mesneviden bahsediyor ve Mesnevinin temel bir eğitim kitabının yanı sıra Kuranın yorumu olduğundan.. Mevlana ölümü bile düğün gibi karşılayan büyük bir zat.
Mevlana bir İslam ereni, bir islam önderi, bir İslam düşünürü, bir İslam şairdir.
Gerçek ilme eren, gurura değil tevazua sahip olacaktır.
Deniz kayalara çarpa çarpa büyür.
Irmak, büyük uçurumlardan atlayarak şelaleleşir.

Kitapla kalın
94 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
İslam fetih hareketlerini gerçekleştirmeden önce alimleri yollayarak bölgede insanların kalplerini feth ediyordu. Böylece gelişimiz kolaylaşıyor. Kan dökmeden halka ile iç içe yaşıyorduk. Bir sebeble topraklardaki hakimiyetimizi kaybettiğimiz zaman bile gönüllerde yaşıyor. Zamanı gelince halk ile el ele bölgeye tekrar hakim oluyorduk.

Mevlâna çıkıp geldi Horosan'dan. Konya gönülleri feth etmek için aranan yerdi. Tevâzusuyla, hoşgörüsüyle Mevlâna'yı çok az tanıyoruz. Oysa Doğu'dan Moğollar gelirken, Batı'dan Haçlılar gelirken Anadolu'yu aykata tutan gönül sultanlarımız arasında Mevlâna vardı. Bizi yıkmanın imanı dağıtmaktan geçtiğini anladıklarında Mevlâna'ya dahi ellerini uzatma alçaklığında bulunmuşlardı.

Kim olduğumuzu ve bugünlere nasıl geldiğimizi unutmamalıyız.

Kitapta Mevlâna hakkındaki bilgilerimizi detaylı bir şekilde inceliyoruz. Fiziki ve manen olaylara bakıyoruz. Yazarın bakış açısıyla ve üslûbuyla akan bir kitap okuyoruz.
94 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10 puan
Bence Mevlâna'ya bir de Sezai Karakoç'un gözünden bakın.
Benim, bu kitabı 3. okuyuşum ve her defasında hayran oluyorum.
Her ne kadar akademik bir dille ve amaçla yazılmış olsa da yine de edebî hazzı doruklarda hissettiriyor.
#iyikikitaplarvar
94 syf.
·8 günde·7/10 puan
Kitap, Mevlana'yı ve daha çok Mevlana'nın düşünce sistemini bize aktarılıyor. Çok kapsamlı olmamakla birlikte akıcı, özet bir eser olarak düşünebilirsiniz.
94 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10 puan
Bi çırpıda okuyup bitirdiğim kısa bir eserdi. Madden kısa olması manen barındırdığı enginliği elbette golgeleyemez. Mevlanaya dair farklı eserler de okumuştum. Kısa bi tekrar olmuştu benim için.
94 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Hiç şüphesiz bugüne kadar Mevlana'ya dair bir çok kitap yazıldı ama bu kitap da Sezai Karakoç'un penceresinden farklı bir bakış açısıyla okudum diyebilirim. Dürüst olmam gerekir ki kitabın başlarında gerçekten sıkıldım ama yine de devam edip, bitirdim. Mevlana'nın hayatından (daha çok eğitiminden), eserlerinden, Şems ile olan bağından, dönemin tarihi olaylarından (Moğollar vs.) bahsedilen bu kitabın dili kimi yerlerde sade ve anlaşılırken kimi yerlerde de Arapça, Farsça tamlamalara yer verilmiş. Aslında Sezai Karakoç'tan okuduğum ilk kitaptı. Çok aşırı beğenmedim ama bilgi edinmek için iyi bir kaynak olabilir. Neyse sizler de bilgi edinmek istiyorsanız bu biyografik, dini kitabı önerebilirim. :) Keyifli okumalar.
Yaklaş, konuş, tanış ama uşaklaşma.
Doğrul, devril ama eğrilme.
Seslen, uslan ama yaslanma.
Itil, atil ama satilma..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mevlana
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
94
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789123441624
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Diriliş Yayınları
Bu kitap, 19 Aralık 1988-27 Mart 1989 tarihleri arasında Diriliş Dergisi'nde yayınlanmış olup, metne, bu baskısından itibaren, yazarın İslâmın Şiir Anıtları'ndaki Mesnevi'nin Başlangıç serisi ile Sütun adlı eserindeki üç yazı kitaba eklenmiştir.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 322 okur

  • berra
  • Damla gezgin
  • Melike Gümüş
  • Betül
  • SÂYE
  • Şeyma Terzioğlu
  • ferdanur
  • Portakallıayraç
  • tuba güvercin
  • Oğuzhan Âsım Güneş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%4.5
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%34.1
25-34 Yaş
%31.8
35-44 Yaş
%18.2
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%4.5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%49.2
Erkek
%50.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36 (27)
9
%21.3 (16)
8
%16 (12)
7
%13.3 (10)
6
%8 (6)
5
%2.7 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%2.7 (2)