orijinal ismi the old man and the sea olan, türkçeye ihtiyar balıkçı olan çevrilen kitap, her şeyinizle kendinizi verip okuduğunuzda sizi yalnız başınıza atlantik'te bir teknenin içine bırakıyor. bir balığın zokaya düştüğünde hissettiklerini ve o oltanın ucundan tutuyor olmanın hissettirdiklerini muazzam bir üslupla anlatmış yazar. nasıl ki yazar, green hills of africa'da (afrika'nın yeşil tepeleri) okuru safarinin ortasında bir ceylanla başbaşa bırakıp kaçıyorsa, the old man and the sea'de de kendinizi okyanusun ortasında bir köpekbalığıyla yalnız başınıza buluyorsunuz. basit bir içerik, muazzam bir üslupla şaraba bulanmış. ernest hemingway kitaplarını okuduğunuzda şunu fark ediyorsunuz: değerli bulduğunuz bir tutkuyu başkaları için de değerli kılabilirsiniz.