RÜZGAR SAATİ Adam senin böyle ilk gündüzden Sulayıp biçtiğin çayır çimen Üç güne kalmaz tazelenir Adam senin böyle kuşluk vakti Ürküttüğün serçeler - iş olsun - Akşama kalmaz unutur Benim bir nokta kırılmışlığım Gözlerimin ardında büyür durur Aklım ıslıklarla türkülerle Rüzgar saatleri evde tutamam Essin esmesin yollardadır Rüzgar saatleri evde tutamam Serseriler gibi anılarımı Sokaklar doldurur Tepeden tırnağa bir usanmışlık Anı ne bellek ne Bu şehirden bu parktan uzakta Neresi olsa olur Yorgun çayırlar serçeler, yorgunum Nasıl taşısam ellerimi şimdi Damda saçakta bacada bir mavi Sallana sallana uyur Adam senin sulayıp biçtiğin Çayır çimen değil bir başka O makasında suyunda Oturup kalktığın düşündüğünde - Öleyim fal değil bilmişlik değil Gün gibi ortalıkta - Allahın şeytanın odur Beni öldürürse bu umut öldürür Siz bir ellerinizi bıraksanız ben yalnızlığımı Bir sonuna kadar yaşasak Bu şiir olmayacak şeyler için Bu şiir buz üstüne yazıldı Bir kere söylenip unutulacak Yaşamak küçük aldanışlarla güzel Kırılıp dökülen şeyler uğruna Kendinizi ne çok aldattınız Şimdi şaşı yorum bir toplu iğneyi Bir yaşantı ile karşılayanlara Gittim geldim kara saçlarımdan kurtuldum KESTİM KARA SAÇLARIMI Uzaktı dön yakındı dön çevreydi dön Yasaktı yasaydı töreydi dön İçinde dışında yanında değilim İçim ayıp dışım geçim_sol yanım sevgi Bu nasıl yaşamaydı dön Onlarsız olmazdı, taşımam gerekti, kullanmam gerekti Tutsak ve kibirli - ne gülünç - Gözleri gittikçe iri gittikçe çekilmez İçimde gittikçe bunaltı gittikçe bunaltı Gittim geldim kara saçlarımı öylece buldum Kestim kara saçlarımı n' olacak şimdi Bir şeycik olmadı - Deneyin lütfen - Aydınlığım deliyim rüzgarlıyım Günaydın kaysı yı sallayan yele Kurtulan dirilen kişiye günaydın Şimdi şaşı yorum bir toplu iğneyi Bir yaşantı ile karşılayanlara Gittim geldim kara saçlarımdan kurtuldum SIGDA Sokağı beğendim mi bir bakıp pencereden Çıkıp gitmek olmalı özelliğim bu benim Senin durman, küçük sevinçleri yaşadığımızın Ey yağmur, ey sevdiğim Durgunsa kahvelerin masalarında hava Kuşsuz kalmışsa ağzım gözlerim gülmemekten Dostumdan, gökyüzüne sürmeye kuş isterim Uzaktan en uygun ballı yemişleriyle Tutup öpmeye ceylan, barınmaya kulübe Küçük şeyler ormanına bir güven bir güven Böyle yanılma hiç görmedim. Ürküt kara marblarını kıyımızın Yankılan, mutlu kayığımı sığdan kurtar Ey ses, ey yakın geçmişe ağzımla verdiğim. Daha da eskimez insan, eskidikçe ağlamasa Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya Her mültecinin içinde bir gül ağacı boylanır Sıcağa susuzluğa dayanıklı Ülkesizlik tüm ülkeler sayısınca genişliktir Sınırsızlığa sonsuzluğa dayanıklı
·
83 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.