Herkese Merhaba
Bugün sizlere #tanrınıngözü kitabının yorumuyla geldim. Acaba Tanrı 'nın Gözü de ne? Eminim çoğunuzun aklında bu soru oluştu. Tanrı 'nın Gözü 1950 yılında kurulmuş olan bir mekanizmadır.
Tüm insanların hayatını gölge gibi takip etme ve iç dünyasını çözümleyebilme gibi özellikleri vardır. Mekanizma "Ooglid" adı verilen bir odada bulunur. Bu odada bir alarm devreye girer ve avlar belli olur. Avlar mekanizma tarafından seçilen seri katillerdir. Tabi belirlenen avların ölmesi içinde avcıların olması gerekir. Avcılarda mekanizma tarafından seçilmiş kişilerdir. Ama avcı olarak seçilen kişiler bu görevi kendisi seçmez. Yani mecbur bırakılır.
Belki sizde bir avcısınızdır Bunu anlamak için hemen bileklerinize bakmalısınız. Çünkü avcı olan kişilerin bileklerine yerleştirilen yongalar var. İyice baktınız mı? Bileğinizde farklılık var mı? Eğer varsa beni iyi dinleyin. Avlarınızı üç gün içinde öldürmeniz gerekiyor. Eğer öldüremezseniz bileğinizde bulunan yonga patlayacak ve SİZ ÖLECEKSİNİZ!
Peki kitabımızdaki geçen avcılar nasıl seçildi?
Avlarını öldürürken neler yaşadılar?
Acaba onlar benim ya da sizler gibi bu mekanizmayı sorguladılar mı?
Hepsi ve daha fazlası kitabın içerisinde okudukça sorularınıza cevap bulacaksınız. Yazarımızın anlatım dili oldukça akıcı. O yüzden üç saatlik bir süre içerisinde kitabı bitirdim. Lakin kitabın türü ve geçişleri hakkında bazı şeyler söylemek istiyorum. Kitabın türü distopik polisiye diye geçiyor ama kitabı polisiye türünde değerlendirmek bana doğru gelmiyor. Çünkü edebiyatımızda polisiye türü üç başlık altında incelenir. Bunlar; gizem, suç ve gerilimdir. Yani bu kitap biraz polisiye izlenimi uyandırsa da aslında sadece distopik kitaptır.
Kurguyu distopik yönden ele alınca bana oldukça ilginç geldi ama geçişler yüzünden yetersiz kaldığını söylemeliyim. Çünkü geçişler aşırı hızlıydı. Tamam ben olayların hızlı gelişmesini severim ama bu kadar da hızlı olmamalı. Biraz olayların tadını çıkarmaktan yana olan bir okuyucuyum. Yani olayların geliştirilmesi gerekirdi. Gelişen olaylara bağlı olarakta karakter analizlerinin daha ayrıntılı olmasını isterdim.
Yani okuduğum olayları karakter analizlerini yeterince yapamadığım için zihnimde çok fazla canlandıramadım. Daha çok film senaryosu okuyorum gibi hissettim. Zaten kitap dizi ya da film olarak uyarlansa baya ilgi çeker. Belki de bu konuda ilerleyen zamanlarda yazarımızdan güzel haberlerde alırız. Belli mi olur... Genel olarak ele aldığımda farklı ve güzel bir eser okudum. Arka kapak yazısında bahsettiği gibi gerilim dolu değil ama son kelimesine kadar aksiyon dolu bir kitap okuyacağınızın garantisini veririm. O yüzden de okumanızı tavsiye ederim.
Kitapla kalın...