Bildiğim kadarıyla yazarın en meşhur kitabı. Sonrasındaki hiçbir kitabı bu derece ses getirmiyor. Sideways filminin sonlarına doğru sınıfta bir öğrenci bu kitaptan bir bölüm okuyor. O vesileyle haberdar oldum ben kitaptan. 13 bölümden oluşan kitabın filmde okunan parçası 12. bölümün son paragrafı. zaten filmde de öğrenci ''Sonraki bölüme devam edeyim mi?'' diye soruyordu. filmde okunan bölüm şu;
--- spoiler ---
Amaçsıza, ''Kemik iliği...'' diye tekrarladım. Sonunda aklıma girebilmişti. Phineas kendi kemiğinin iliği kanıyla kalbine taşındığı için ölmüştü.
Ne o anda ne de daha sonra, Finny için hiç ağlamadım. Tabutunun ailesinin Boston'daki kabristanında toprağa verilmesini izlerken bile ağlamadım. Kendi cenazemi izliyormuşum hissinden kurtulamıyordum, o durumda da ağlamıyor insan.
(Kafka Yay, Nihal Gökçe çev. sf. 215)
--- spoiler ---
Filmin birazcık abartıldığını düşünmekle beraber filmi sevmiştim ve kitabı okursam film ile arasında bir bağlantı kurabileceğimi düşündüm. Ancak şu an bağlantı kurmaya çalışsam çok zorlama olur bu. Bence yönetmen sadece anmak istemiş yazarı ve kitabı, o sahneden filme dair bir okuma yapmak zorlama olur. Devamında spoiler olacak fazlasıyla;
2. Dünya Savaşı sırasında bir grup lise öğrencisinin hikayesi olan bu kitap son sayfalarına kadar benim için eh işte ile iyi ya arasında gidip gelen bir kitaptı ama 10 sayfalık son bölümde bana göre yazar müthiş bir özet yazmış kitaba, derdini çok iyi anlatmış orada. O on sayfa sayesinde benim ikilemim de son buldu ve gayet iyi bir kitap diyebiliyorum şimdi bu kitaba.
Biraz anlamak zor oldu aslında kitabın derdini. Kolay okunan bir kitap olsa da bir yere kadar kurbanın ana karakter olduğunu düşünüyorsunuz. O sıralarda kitap basit bir kitap gibi geliyor ama sonrasında roller değişince, asıl kurbanın Phineas olduğu net olarak anlaşılınca, ölüm sebebi olan durum da metaforik olarak(kalp kırıklığı) düşünülünce bence harika bir iş çıkarmış yazar.