Edebiyat dünyasında prestijli ödüllerden biridir Pulitzer Ödülü. Peki nedir bu ödül? 20. yüzyılın ortalarından itibaren roman ödülü olarak verilen bu ödüle sadece Amerikan vatandaşı yazarlar aday gösterilebiliyor.
Bu sitede de her yerde de çok sık yapılan bir hata var; Nobel ödülünün kitaba verildiği zannediliyor, oysaki Nobel Edebiyat Ödülü yazara verilen bir ödüldür, belli başlı bir kitapla ilgisi yoktur ki Bob Dylan mesela şarkıları ile ödül almıştır. Oysaki Pulitzer Ödülü direkt kitaba verilen bir ödüldür.
Ek bilgi; Pulitzer, Özgürlük Anıtı için düzenlediği bağış kampanyası ile de bilinen bir gazetecidir.
Aşağıdaki listede Pulitzer Ödülü alan tüm kitapların listesi mevcut. Bununla birlikte çevirisi olan kitapların Türkçe isimleri de ayrıca yazılı. Aynısını Man Booker ödülü için de yapacağım. Listede eksik varsa, çeviri olup da listede yer almayan varsa bilgisi olan lütfen belirtsin.
2024 - Night Watch - Jayne Anne Phillips
2023 - Trust - Hernan Diaz - Türkçe çevirisi yok, Demon Copperhead - Barbara Kingsolver - Türkçe çevirisi yok
2022 - The Netanyahus - Joshua Cohen - Türkçe çevirisi yok
2021 - The Night Watchman - Louise Erdrich - Türkçe çevirisi yok
2020 - Nickel Çocukları - Colson Whitehead
2019 - The Overstory - Richard Powers - Türkçe çevirisi yok
2018 - Bay Less - Andrew Sean Greer
2017 - Yeraltı Demiryolu - Colson Whitehead
2016 - Sempatizan - Viet Thanh Nguyen
2015 - Göremediğimiz Tüm Işıklar - Anthony Doerr
2014 - Saka Kuşu - Donna Tartt
2013 - Yetimlerin Efendisi'nin Oğlu - Adam Johnson
2012 - Ödül Verilmedi
2011 - İt Kopuk Takımı - Jennifer Egan
2010 - Babamın Yalnızlığı - Paul Harding
2009 - Kül Mevsimi - Elizabeth Strout
2008 - Oscar Wao'nun Tuhaf Kısa Yaşamı - Junot Diaz
2007 - Yol - Cormac McCarthy
2006 - March - Geraldine Brooks - Türkçe
Eleştirimi baştan yapayım bence çok dağınık bir kitap. İşlediği mesele güzel, işleyiş şekli güzel ama çok dağınık. Muhtemelen çok fazla şeyi anlatmak istediği için bu kadar dağılmış hikaye.
Küstahça bir tavır olacak ama bir kitap bir adam var buraya gidiyor vs. diye yorumlanmaz. Çok basit kitaplar için ya da sadece ''page turner'' ya da ''best seller'' diye tabir edilen kitaplar için bu olabilir belki ama nitelikli edebiyat için görünürde anlatılan şey kitapta işlenecek asıl mesele için kullanılan bir araçtır genelde. Hatta pek çok kitapta daha ilk sayfalarda yazar bir olayla, bir pasajla bazen bir cümle ile o kitapta tartışacağı meseleyi okuyucuya verir. Bunu o pasajı okuduğunuzda fark etmeyebilirsiniz ama kitabın devamında ya da kitabı bitirdiğinizde evet ya dersiniz, yazar zaten bunu söylemişti aslında başlarda dersiniz. Mesela bu kitabın başlarında anlatıcı dedesinden bahsediyor, onun yaşlı bir ağaç gibi yaşadığı toprağa kök saldığından vs. Kitabın adı ve arka kapakta yazanlar ise bu metnin bir kültür çatışması meselesi olacağını söylüyor zaten. Birlikte değerlendirdiğinizde o kök salmış ağaç metaforu ile aslında kitap boyunca bir yere, bir kültür ait olmak ile yersiz yurtsuz hatta kimliksiz olmanın kıyasının yapılacağını anlıyorsunuz. Bu kısmı benim için kitabın güzel kısmı, harika bir kitap ve edebiyat konusu bence bu mesele. Bununla birlikte kuzeyin güneyden, güneyin kuzeyden (yazar Afrikalı olduğundan böyle ama siz bunu doğu batı gibi okursanız daha anlaşılır olur) nasıl göründüğünü de çok güzel işliyor yazar.
Gelgelelim bu meseleler arasında çok fazla git gel yapıyoruz ki bu da kültür karmaşası ile ilişkilendirilebilir ve yazarın bunu bilerek yaptığı söylenebilir, buna da eyvallah ama üzerine bir de ataerkil toplum eleştirisi geliyor kitabın sonlarına doğru.